Bu Blogda Ara

14 Şubat 2011

SEVgililer Günü (!) Mü Dediniz

Bugün aslında özel ve güzel bir gün. Şarkıda dediği gibi hava bile aşk kokuyor. Birbirini seven (!) çiftlerin en mutlu günü.
Hediyeler sürprizler yemekler kulaklara fısıldanan güzel aşk sözcükleri falan filân feşmekân başta olmak üzere bütün güzel duygular saklı kaldıkları yerlerden ortaya çıkmak için can atıyordu bugünlerde.
Çünkü bugün özel bir gün, mâlum tek başına geçirilemeyecek kadar da güzel bir gün.

Peki sevgili gençler bu kadar tozpembe mi her şey?
Ya da kendinizi ne kadar inandırabildiniz sahte duygularınızın gerçekliğine?
Hiç kuşkusuz bu konuda çok başarılı olan insanlar vardır etrafta ama dönüp kendinize sordunuz mu hiç kendi gerçeğinizi?
Neden hep insanlar yalnız olmaktan şikâyet ederler? Neden hayatlarında illâ biri olsun diye akla hayale gelmeyecek dolaplar çevirerek belki de sırf başkalarına inat olsun diye birini isterler? Hep böyledir demiyorum ama gerçekten bu kadar basit midir aşk?
Ya da hiç mi saygıyı hak etmez aşk?
Ya da nedir ki bu aşk?
Herkesin dilinde olan ama bir türlü tarif edilemeyen.
Edilse bile hep bir şeylerin eksik anlatıldığı ancak yaşayarak anlayabilirsin denen.
Ne elle tutulabilen ne gözle görülebilen.
Belki de bu karmaşıklık cazip geliyor insanlara, bu gizem bu heyecan.
Kim ya da nasıl olduğu önemli değil.
Onu karşında gördüğünde heyecanını bastırmak için dudaklarını kanatacak kadar ısırmak değil.
Saçmasapan hareketler yapıp sonra da bu ben miydim deyip kızarmak da değil.
Bir bahane olsa da onu görsem sesini duysam demek hiç değil.

Aslında ne biliyor musunuz?
Yanımda olsun istediklerimi yapsın, birlikte gezip eğleneyim beraber fotoğraf çektireyim, sonra mutluluğumuza imrenerek şahit olsun diye herkesin görebileceği şekilde paylaşayım ve en nihayetinde ne kadar yakışan bir çift olduğumuz konuşulsun, insanlar imrenerek baksın, ruhum okşansın.
Olan bu işte.
Günümüz aşkları bu, daha doğrusu adına aşk deniyorsa tabi.
Bir kitapta okumuştum yazar şöyle diyordu:
"Aşk, birdenbire gelir çalar kapını, zamanı yoktur. Aynı ölüm gibi."

Ona karşı koyamıyorsan
Vakitsiz gelişine ses edemiyorsan
Yanındayken maskelerini atıp en saf halini alabiliyorsan
Gecen gündüzüne karışıyor ve buna engel olamıyorsan
Tam uyuyacakken onla ilgili hayallere dalıyor, uyumamak için kendini zorlasan da sonunda uyuyakalıyorsan
Uyusan bile rüyalarında hala onla beraber olabiliyorsan
İşte bunun adı aşktır.
Fakat günümüzde sahte duygular yaşamanın adı olmuş aşk. Sevsen de sevmesen de fark etmiyor nasıl olsa. O zaman hiç bitmeyecek aşklara ve aşıklara içelim bu gece.
Gününüz kutlu olsun Ey Aşıklar.

13 Şubat 2011

Burçlara Göre Erkekler

Her erkek aynı değildir. İlgisini çekmek için kimisine seksi bir bakış yeter, kimisi ise samimi kahkahalara dayanamaz!

Koç'un ilgisini çekmek için:
Sizi avlamasına izin verin.
Neşeli ve iyimser olun.
Açıkça flört edin.
Ona bir iltifatta bulunun.


Boğa'nın ilgisini çekmek için:
Önce siz merhaba deyin.
Daima güzel giyinin.
Ona kocaman gülümseyin.
Çok makyaj yapmayın, ağır parfümler kullanmayın.
Ona yemek ısmarlayın ya da özel bir şekerleme alın.


İkizler'in ilgisini çekmek için:
Dostça davranın.
İyi bir dinleyici olun.
Zekanızı gösterin.
Ona fıkralar anlatın.
Dışa dönük olun.


Yengeç'in ilgisini çekmek için:
Kibar ve düşünceli davranın.
Duyarlı yanlarınızı gösterin.
Ondan tavsiye isteyin.
Kendisini rahat hissettirin.
İltifat edin.


Aslan'ın ilgisini çekmek için:
Ona iltifat edin.
Çok güzel görünün.
Aşırı dostça davranın.
Ona bir konuda fikrini sorun.
Yönetimi ele almasına izin verin.


Başak'ın ilgisini çekmek için:
Aklı başında davranın.
Herhangi bir konuda yardım isteyin.
Nazik ve saygılı olun.
Buluşmaya daima zamanında gidin.
Temiz giyinin.


Terazi'nin ilgisini çekmek için:
Dostça flört edin.
Çekici giyinin.
Romantik olun.
Sohbeti sürdürmeyi bilin.
Olumlu tavır içinde olun.


Akrep'in ilgisini çekmek için:
Esrarengiz olun.
Bir sırrınız olduğunu söyleyin.
Net olmayan mesajlar verin.
El falına bakın.
Bir sorununuzu çözmesine izin verin.


Yay'ın ilgisini çekmek için:
Dışa dönük ve iyimser olun.
Spor tutkunu olun.
Havalı bir araba alın.
Mor giyinin.
Siyasetten, dinden ve farklı felsefelerden konuşun.


Oğlak'ın ilgisini çekmek için:
İyi giyinin.
İleriye dönük planlarınızı anlatın.
Zekanızı belli edin.
Kibar ve nazik davranın.
Onun fikrini alın.


Kova'nın ilgisini çekmek için:
Özgün olun.
Dostça davranın.
İnandığınız şeyi savunun.
Bir tutumunuz olsun. (Kova için bu, kendine güven anlamına gelir)
İlginç grup faaliyetlerine katılın.


Balık'ın ilgisini çekmek için:
Ondan yardım isteyin.
Gözlerine iltifat edin.
Ona aşk şiiri yazın.
Yaramazca göz kırpın.
Duyarlı yanınızı belli edin.

12 Şubat 2011

Aşk Lazım Aşk

Lazım tabi ...
Aşksızlık demek otluk demek, kazmalık demek, odunluk demek, ruhsuzluk demek, tabi ki sevgisizlik demek.

Ama gel de aşkı bulmaya çalış, ve tüm aramalarına rağmen de bulmaya muvaffak olma :-((
Çünkü Aşk günümüzde "Kaf Sin Kaf" Dağlarının ardında saklanmış ...

Aslinda saklanmamış, hep didiştiği ve bir türlü geçinemediği Para tarafından esir alınıp elleri kolları bağlanarak şimdiki tutsak olduğu yere götürülmüş.
Bir huvaç insan da onun tutsak edildiği yerden kurtarabilmenin derdinde, fakat bu konuda ne kadar başarılı olduğu biraz göreceli bir kavram.
Gelgelelim bu azaplı yolculuk sırasında biraz diyemem bayağı bir hırpalanmış olduğu cihetle artıkım defolar oluşmuş çevresinde.
Oysa eskiden öyle miydi?

Tabi ki değildi, bir anlamı ve önemi vardı hayatta belki en önemli şey değildi ama öncelikliydi, her şeyden önemlisi de "ÖZEL"di :-)
Bazıları için hala özel.
Ne mutlu onlara, ama sanırım sayıları fazla değildir.
Kaldı ki Aşk defolu da olsa artık çok pahlıdır, hiç tenekeyi parlatsanız çeyrek altın eder mi?
Doğru, altın çöpe de düşse değerini kaybeder mi hiç?

11 Şubat 2011

Ay Bu Da Ne?

İşsizlikten canım sıkılıyor :-((
Ekomoni çok tıkırında ...
Halet-i ruhiyem kötüleşicek yine.
Neden mi? Bunca yıldır en büyük kabusum olan Sevgililer Günü yaklaşıyor da ondan ...

Yaklaşması bir şey değil, yine alıcak beni götürücek kimbilir hangi duygulara, yine bana bedavadan bir şeyler mi anlatıcak, yoksa hiç birisi değil de bu yıl bana bir başka şeyler mi hissettiricek?
Şu andan bilemem elbette. Fakat hala umut bitmedi.

Ne umudu mu?
14 Şubat'a yalnız girmeme umudu.
Malum ki umut fakirin ekmeği, ekmeksiz yaşanmaz. Kısaca hayatın tadı kalmaz.

10 Şubat 2011

Elektrik & Su

Ben var ya adam olmam kesin.
Bugün önce dükkanda elektriği kesen bendeniz, akşam eve gittiğinde suyu da bulamadı :-((
Her şeye maydanozluk böyle bir şey olsa gerek.

Hade dükkandaki elektriğin kesilmesini anladık. Tesisat eski, biraz yüklendin mi trafo atıyor.
Tamiri de uzun sürüyor.
Bir keresinde uzun bir süre gelmemişti. Geldiği gün de mesai yapmak zorunda kalmıştık :-(( O zamanlar çocuk sayılırdım tabi, bana çok zor gelmişti.

Elektriğin tersliğini atlattık diyelim.
Eve geldim, bir de ne göreyim?
Evde de su yok.
Su olmayınca da yıkanamıyacam, yıkanamayınca da yatamıyacam, yatamayınca da uyuyamıyacam, uyuyamıyınca da sabaha kalkamıyacam.
Okuduğunuz gibi sevgili takipçilerim, her şey birbirine bağlantılı.

Neyse bir zaman sorna su geldi.
Asıl bomba ise Facebokta bir arkadaşım da aynı dertten muzdarip, bu durumu da alenen yazmış.
"İskiden nefret ediyorum"
Edilmez mi şimdi?
Ama etmeye gerek dahi yok, çünkü Yeşilköy gibi bir yerde oturuyorsanız bazı zorlukları göze almanız gereklidir.
Örnek mi? Size bir sürü sayabilirim:

1. Ulaşım : Cumartesi ve Pazar günleri 81 Hatlı İett Otobüsümüz SAATTA BİR çalıştırılır.
Diğer günler her ne kadar yarım saata kadar sıklaştırılıyor olsa dahi bu otobüsler asla yetmezler.
Çünkü eskiden bu hatta körüklüler (Man SG 220) çalışırdı ve tıklım tıklım da dolardı.



2. Pahalılık : Her zaman bizim semt pahalı bir semt olmuştur, İstabnulda çok daha ucuza bulabiliceğiniz bir çok şey burda pahalı satılır.

3. Elektirik : Eski trafonun izleri hala kalkmadı.
Eskiden buralar köşklük, yazlıklık, sayfiye yerlerinden birisiydi.
Haliyle elektrik ihtiyacı da fazla değildi.
Fakat günümüzde nüfus o kadar çoğaldı ki, şimdiki santral dahi bu talebi karşılamaya çok zaman yetmiyor.

4. Su : Genel olarak sudan yana fazlama bir şikayetimiz yok, fakat çevremizde hala artezyen kuyularını kullananlar var, ama haksız da sayılmazlar. Çünkü İski sağolsun sürekli su kesintisi uygulamaktan geri kalmaz. Kalması bir yana, haber de vermez.

5. Deniz : Yazın yazılıcak bir nesne, onun için şimdilik fazla yazamam.
Fakat şunu eklemeli, Çorko Tayfası Kınalıada gibi Yeşilköy'ü de mahvetmekte.
Adam olsalar başımızın üstünde yerleri var, ama semtimizin düzenini bozmaya gelenlere kapımız kusura bakılmasın kapalı.

Bir elektrikten bahsedicektim, konu nerelere dallandı budaklandı :-)
Bazen öyle şeylere dalıyorum ki, boşboğazlık ediyorsam da affımı arz ederim.
Ne yapıyim, ben de biraz böyleyim, değişemem ki?