Bu Blogda Ara

06 Mayıs 2019

Ramézân-ı Şerif - İlk İmsak

Bugün benim gelmesi için her zaman sabırsızlıkla beklediğim Ramézân-ı Şerif ayının ilk günü ve ilk sahur saati, yani İmsak Vakti.
(Bu değer en Doğu'daki vilâyetimiz olan Kars için geçerlidir.)
Allah-u Te'âlâ işbu yazıyı şu anda kıraat eyleyen hepimizi yeniden Ramézân-ı Şerif'e eriştirdi hamd olsun.


Herkes genelde Ramezân Bayramında kutlama yapar, ancak bayramın mutluluğun paylaşımın aslı Ramézân-ı Şerif ayının kendisidir.
Çünkü bizzat Hazret-i Muhammet'in bir hadis-i şerifinde "İnsanlar orucun faziletlerini bilseydi bütün yılın Ramézân-ı Şerif olmasını arzu ederdi." diye buyurmuştur.
Başka bir sohbette de "Gökyüzünün kapıları Ramézân-ı Şerif'in ilk gecesi ardına kadar açılır ve son günün gecesine kadar kapanmaz." diye buyurmuştur.


Ramézân-ı Şerif hepimizin mâlumu Hilâl'in görülmesiyle başlar.
Eski zamanlarda her köyde her şehirde en yüksek tepelere çıkılır, Hilâl'i gözetlemeye çalışılırdı.
Eğer gözetleyenlerden herhangi biri Hilâl'i görürse koşar kadıya haber verir, kadı da sorar soruşturur ve başkaca şahit de arar, onların da şehâdetiyle "Madem Hilâl görüldü, bu gece Terâvih kılına, sabah da Ramézân-ı Şerif orucuna niyetlenile" fetvasını çıkartırdı.


Ramézân-ı Şerif ile ilgili sözler söylemekle tükenmez, ben içlerinden kısa bir özet yapıyorum.
İmam Sadık'ın dediğine göre "En faziletli cihat sıcakta oruç tutmaktır."
Çünkü herkesçe mâlum, Ramézân-ı Şerif ve diğer tüm dini günler Ay Takvimi'ne bağlıdır, Ay Takvimi ise günlük hayatta kullandığımız Güneş Takvimi'nden on gün kadar daha kısadır, yani her yıl tüm dini günler on gün kadar geriye doğru sayar. Daha kolay anlaşılması için bir örnek vereyim, bu yıl bugün Ramézân-ı Şerif'in ilk günü, gelecek yıl ise yaklaşık onuncu günü olacak, bir dahaki yıl yirminci günü, öyle öyle gidecek.
Bunun sebeplerinden biri Dünyanın Kuzeyinin ve Güneyinin aynı günlerde farklı mevsimleri yaşamasındandır. İlkokulda öğrenmişizdir, Kuzey Yarımküre Yazı yaşarken Güney Yarımküre Kışı yaşar. Dünyanın her koşulda tamamının aynı günü yaşadığı sadece iki günü vardır, Yirmibir Mart ve Yirmiüç Eylül. Ancak burada bile bir ayrılık vardır, bugünlerden aynı biri bir tarafta İlkbaharın müjdecisiyken diğer tarafta Sonbaharın müjdecisidir.
Paskalya veya Zadik de Kuzey Yarımküre için İlkbahar iken Güney Yarımküre için Sonbahar demektir. Yılbaşı da Kuzey Yarımkürede Kışın Güney Yarımkürede Yazın kutlanır.
Yani ne olursa olsun her şey birbirine bu şekilde bağlıdır. Bozuk saat bile günde iki kez doğruyu gösterir.


Ben daha fazla coşmadan konunun dışına çıkmayayım, sözleri toparlıyorduk.
Yine Hazret-i Muhammet'in bizzat söylediği "Cennet her yıl Ramézân-ı Şerif'in gelişiyle süslenip ziynetlenir" ve "Oruç da nemaz gibi kul ile Allah-u Te'âlâ arasında bir ibadettir, Allah'tan başka hiç kimse onu bilemez." buyruklarından da anlaşılacağı üzere dinde zorlama yoktur.
Buna rağmen İmam Sadık'ın belirttiğine göre "Allah-u Te'âlâ orucu zengin ile fakir eşit olsunlar diye farz-ı ayn kıldı."
Ancak işbu lâf-ı şerife rağmen dünyada yaşananlar ortada. Kimileri malı hamuduyla götürüyor, kalanlar da bir lokma ekmeğe muhtaç.
Sırf şu zenginlerin gittiği hotellerdeki iftar menüsünü ve iftar çadırlarındaki iftariyelikleri karşılaştırın, ne demek istendiğini şıp diye anlarsınız.


Tüm bu yazdığım sözlerin özetlerinden biri olarak İmam Bakır'ın tarihe kaydettiği bir söz daha ekleyeyim, bugünü ve bu yazıyı burada nihâyete erdirelim:
"Her Kışın Baharı vardır, Kur'an-ı Kerim'in Baharı da Ramézân-ı Şerif'tir."
Dileyelim Allah hepimize hayırlı oruçlar nasip eylesin, bizleri korusun, bizleri hidayete eriştirip mutlu kullarından kılsın.
Kısacası Sevgililer, Ramézân-ı Şerif Ayımız Mübârék Olsun.

01 Mayıs 2019

Kartpostallarda Gezinti - Volüm Onsekiz : İlçe-i Çeşme

Sizlerle ara sıra kartpostallarımızla birlikte olacağımı daha önceleri söylemişti ben.
Bu kez Çeşme'ye suyumuzu doldurmaya gidiyoruz. Gerçi Alaçatı'da düzenlenen Ot Festivâli çoktan geride kaldı ama Çeşme her zaman Çeşme'dir.


İlçe-i Çeşme'yi dolaşmaya Çeşme Kal'asından başlayalım, mâlum Otogar'ın kartpostalını bulamadık. Kaldı ki Çeşme Otogarı işbu resm-i şerifin çekildiği yerden görülebilmesinin imkânı namevcuttur.


Yine ilk kartpostalımızın çekildiği yerden ama bu sefer sahil tarafına bakıldığında kocaman bir alan görülmekte.


İlçe-i Çeşme'ye gelen otobüsler sanki bir zamanlar Kal'anın dibinde yolcularını indirirlermiş.


Açıya bakacak olursak sanırım bu resim de Çeşme Kal'asından çekilmiş, netekim diğer resimdeki alan burada görünmekte.


Çeşme'nin arkasında bulunan dağlardan çekilen işbu kartpostalda İlçe-i Çeşme olanca güzelliğiyle bizlere poz vermiş.


Başkaca bir kartpostalda İlçe-i Çeşme yine başrolde. Ne yazık ki ben Çeşmeli olmadığım ve İlçe-i Çeşme'de yaşamadığım cihetle sizlere çok fazla mâlumat veremeyeceğim, ama siz isterseniz bana neresi veya bir yanlışım varsa söylerseniz ben de yazımda gereken düzenlemeleri yapabilirim.


İlçe-i Çeşme bu kez körfezin diğer tarafından limanı poz veriyor, henüz o zamanlar yat limanı yokken.


İşbu resm-i şerifi yine İlçe-i Çeşme kartpostalları arasında buldum ama işbu beyaz binanın neresi olduğunu bulamadım.


Çeşme Kal'asından çekilmiş işbu kartpostal olasılıkla Çeşme Vapor İskelesini bizlere temaşa eyletmekte. Ancak bahsettiğim vapor bizim İstanbul'da veya İzmir'de bildiğimiz küçük Şehir Hattı Vaporu değil tabi.


Yavaş yavaş tepelerden kıyıya iniyoruz, günümüzde sıra sıra teknelerin bağlı olduğu rıhtımda o gün tek bir tekne varmış, o da kartpostala konu olmuş.


İyice kıyıya inip de denizin içine geldiğimizde birkaç adet küçük kayık bağlanmaya başladığını görmekteyiz.


Çeşme memleketimizin önemli bir yat limanıdır, işbu kartpostalda konu olarak Yat Limanı seçilmiş ve dört bir yandan bizlere poz vermiş.


Aynı zamanda İlçe-i Çeşme yelken gibi su sporları konularında da memleketimizin önde gelen mıntıkalarındandır.
Evet ben de İlçe-i Çeşme'de bulundum, ama buranın bu kadar güzel ve cennetten bir köşe olduğunu bilmezdim.


Bu da sizler için Bonus: İlçe-i Çeşme'nin gece görünümü, Çeşme Kal'asında tarafımdan çekilmiştir.
Sizlere de yolunuz İlçe-i Çeşme'ye düştüğünde biraz içini gezmenizi ve sadece denize girmemenizi tavsiye ederim.

23 Nisan 2019

İstasyon

Hayat bazen başka sürprüzler de getirebilir bizlere ... Bazı dükkânlar bazı resmi bayramlarda açılmış olabilir ve işbu açılış günü dolayısıyla mekânlar yaş günlerini resmi bayramlarda da kutlayabilir.
Tıpkı İstanbul ilinin Kadıköy ilçesi Moda mahâllesinde bulunan küçük olmasına rağmen şirin bir mekân olan İstasyon'un da bugün üçüncü yaş günü.


Ama burası Devletin Trenlerinin durduğu istasyon değil.
Moda'nın keşmekeşinde sâkin ve güzel müzikleriyle harmanlanmış işbu mekânda arkadaşlarınızla otururken nefis aromalı kahveleriyle birlikte geçmişe doğru bir yolculuğa çıkmak isterseniz misâfirimiz olun.


Norminâl şeraitte reklâm almayı sevmez ben ama nefâset-i essahiyeyi de tavsiye etmekten de kaçınmaz ben.
İstasyon Moda'da, Moda Kadıköy'de, Kadıköy İstanbul'da, İstanbul da Türkiye Cümhûriyeti'nde.

Meclis Açılış Bildirgesi

Hayatımda ilk defa tarihi bir belge paylaşacak ben.
Mâlum-u âliniz doksandokuz yıl önce Cuma gününe denk gelen bugün Ankara'da bir meclis açıldığını cümle âlem duydu bildi öğrendi.
İmdı sizlere Arapça yazılı özgün bir belgeyi Facebok'ta buldum, onu yayınlıyorum.


Kerim olan Allah'ın izniyle Yirmiüç Nisan Cum'a günü Cum'a Nemazından sonra Ankara'da Büyük Millet Meclisi açılacaktır. Cenâp-ı Hakk'a tam bir muvaffakiyet için niyaz edip yalvarıyoruz.
Temsil Heyeti adına Mustafa Kemâl.

Yirmiüç Nisan

Bugün bazılarınız için sıradan bir gün olabilir belki. Bazılarınız da Salının sallandığını Çarşambanın çarşafa dolandığını Perşembenin perişan yaptığını Cumanın mübârék gün olduğunu, Cumartesi ve Pazarın da resmi tâtil olduğunu iddia edebilirsiniz.
İddia ettiğiniz aslında o kadar da yalan değil, çünkü bugün gerçekten "Resmi Tâtil", hem de sizin takviminize göre sallanması gereken Salı günü olduğu hâlde.


Bugün var ya bugün, tam doksandokuz yıl önce her ne kadar hepimiz gitmesek de görmesek de varlığını bildiğimiz ve bizleri koruyan kollayan ve başımızı sıkıştırdığımızda yaptığı kanunlarla bizleri kurtaran bir meclis açıldı Ankara ilinin merkez ilçesinde.


Hepiniz çocuk olduğunuz yıllarda söyleyin balakım bugünü beklemez miydiniz?
Bakın yine Gök Tanrı - Tengri bizleri ahanda bir çocuk bayramına eriştirdi bizleri.
Hadise aslında sadece çocuklara armağan edilen gün değil, günümüzde eğer elimizi kolumuzu sallaya sallaya İzmir'e gidebiliyorsak, Bodrum'da nargiliyelerimizi fokurdatabiliyorsak, Çeşme'de o salak biiçlerinde havalarımızı atabiliyorsak bunu doksandokuz yıl önce tam bugün Ankara'da toplanan o dörtyüz adet vekilimize borçluyuz.
Ancak her ne kadar bugün Salı da olsa doksandokuz yıl önceki açılış günü Cumaydı.


Hepimiz çocuk olduk, dünyaya geldiğimizde böyle kazık kadar değildik.
İşte sırf bunun için bile dünyada çocuklar için bayram kutlayan tek devlet biz olduğumuz için bile Yirmiüç Nisan Kutlu Olsun tamam mı?


Bugünün çocukları yarının büyükleridir.
Tıpkı dünün çocuklarının bugünün büyükleri oldukları gibi.