Bu Blogda Ara

İşyeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
İşyeri etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

09 Ocak 2026

Buzdolabı Cezanesi

 Sevgili Buzdolabım
Geç buldum ama çabuk kaybedince senin değerini bilemediğim cihetle çok büyük özür dilerim.
Beni affedip etmediğini bilmiyorum ama ben seni çok seviyorum.
Biraz önce artık cansız olan bedenin bir başka demir cevherine dönüşmek üzere aramızdan ayrıldı.


Eğer seninle birlikte yaşadığımız anıların arasında seni üzecek bir şey yaptıysam affımı arz ederim.
Umarım yeni biçiminle yeni mutluluklara yelken açarsın.
Güle güle sevgilim.

15 Ekim 2019

Erkenciler İş Başında

Saat şu anda sabahın Altıbıçuğu gibi, hâttâ biraz geçmiş.
Sarı Ekin Simit Sarayı tıklım tıklım dolu, çalışanlar simitleri yetiştiremiyorlar.
Masalara iliştirilmiş sandalyelerin hiçbirisinde boş yer yok.
Demek ki hâlk artık işe erken gitmeye başladı. E kolay değil sabah sekizde iş başında bulunmaları gerekmekte, üstelik hava henüz aydınlanmadı bile.
Millet artık çok çalışıyor ama çalıştığının karşılığını adam gibi alamıyor, daha doğrusu aldıkları maaşlarını neredeyse olduğu gibi giderlerine harcamak zorundalar.
Çok şükür artık herkes işine erken gidiyor.
Hayat artık çok ama çok zorlaştı.
Eskiden daha doğrusu altı yıl önce dokuz yetiyordu ama imdı daha çok para kazanmak için sekiz dendi miydi dükkânda bulunmak gerek.
Çarşılıların gözleri Aydın kulakları Manisa yanakları Denizli burunları da İzmir. Sevinin çünkü çıraklarınız yedibuçukta kalfalarınız sekizde dükkâna gelmeye başladılar.
E artıkım Kapalıçarşı kapıları da bir zahmet yedibuçukta açılıversin söyleyin görevlilere.

14 Ekim 2019

Haftanın Üç Saati Şikâyetle Geçiyor

Yaşamak için para kazanmaya, para kazanmak için de çalışmaya ihtiyacımız olduğu su götürmez bir hâkikattir.
Dünyanın neresinde olursak olalım işbu hakikât-i şerif değişmez, çünkü Dünyada herkes bir ekmek peşinde, ekmek almak için de paranın peşinde koşar.
Ancak yine de Dünya üzerinde iki türlü çalışan insan var, kimi patronluk yaparak işçiye yaslanır, kimi de patronuna bir dolar daha kazandırır. Şu var ki patronuna bir dolar daha kazandıran kolay kolay kendisi zengin olamaz. Çünkü sabahın köründe işe gelir ve akşamın kör saatlerine kadar çalışmaktan başka bir şey düşünmez. Özellikle Kapalıçarşı ve çevresindeki hanlarda vaziyet-i umumiye böyledir, günde onbir saat çalışılır, ellerinden gelse Pazar günleri de çalıştıracaklar şerefsizler. Ama konu haftalıklar oldu muydu yan çizmekten geri kalmazlar.
Neyse konu bakın nerelere geliyor ben çıkayım buradan da yazımın konusuna döneyim, çünkü benim için işbu mevzuat-ı umumiye yıllar yıllar önceydi.
Efenim imdı geçenlerde yine bizim kadar çok çalışmasa bile akıllı olarak çalışan İngiliz bilim adamları boş duranı Allah-u Te'âlâ'nın sevmediğini milyonlarca kez kanıtlarcasına yaptıkları araştırmada çalışma hayatlarındaki olumsuzlukların çalışanların hayatlarından çaldığı süreyi hesaplamışlar.


Çalışanlar ortalama olarak haftada üçer saatlerini işyerlerinden şikâyet ederek geçiriyorlar.
Bu şikâyetlerinin otuzbir dakikası patronlarından yakınmakla geçiyor.
İşbu mevzuat-ı şikâyet gerekçelerini de sıralamışlar bizim olmayan İngiliz bilim adamları:
Orantısız çalışmak ve ortaya çıkarılan işin takdir edilmemesi. Yani biri işinin üzerinde çok çalışıp kafasını yoruyor diğeri patronluk taslayıp diğer çalışanın işinin üzerine konuyor kendi yapmış gibi.
Zamanında kontrol edilmeyen elektronik mektuplar. Artık işlerin emirleri de emir tekrarları da bitirildikten sonraki raporlar da elektronik mektupla bildiriliyor, çünkü çağdaşlık bunu gerektirmekte.
Ve elbette ki son dakikaya bırakılan bazı işler, tam iş sonunda paydos edilecekken piyangodan gelen diğer işler emin olun günlük işlerden daha az değil.
Evet çalışmak güzeldir, para kazanmak çalışmaktan da güzeldir, işleyen demir ışıldayıp pas tutmaz ama ben günde on saat çalışarak on lira kazanmaktaysam başkası da on saat çalışarak on lira kazanmalı, eğer o başkası üç saat çalışıp yirmi lira kazanıyorsa bu işte bir adaletsizlik mevcut demektir. Bu da böyle biline.