Bu Blogda Ara

27 Ocak 2013

Turist Çeken Dostluk

Bu sefer size bir arkadaşlık haberi vereceğim. Ama öyle sıradan bir arkadaşlık değil, her zaman genelde birbirlerine saldırmadan duramayan kedi ile köpek yüzbin yılın aşkında kendine yer buldu.
Efenim görüntülerimiz Muğla vilâyeti Bodrum kazasında Güney Kore'den gelen misafirlerimiz tarafından çekildi.
Kedimizin adı Yılışık, köpeğimizin adı Paşa. Öyle bir sarılmışlar ki birbirlerine emin olun evli çiftler bile böylesini yapamamışlardır.


İkisinin de bakıcısı olan Milli Piyanqo bilet satıcısı Mithat Aydınalp kanalımıza verdiği beyanatta "Yılışık ile Paşa iki yıldır birbirlerinden ayrılmıyor, birlikte uyuyor birlikte geziyorlar" dedi.
Yazımın sonunda söyleyeceklerim şunlardan ibaret:
Tüm kavga edenlere ve tüm düşmanlık besleyen herkese ama herkese bu resim koskocaman bir kapak olsun.

Cep Gribi

Grip biliyorsunuz en kolay bulaşan bir hastalıktır, bulaştığı insana da rahat vermez, en az bir hafta yatak istirahati gerektirir.
Özellikle gribin en çok görüldüğü kışın bazı küçük ayrıntılara biraz daha dikkât etmek gerekir.
Hani hepimizin elinden düşürmediği ve önümüzdeki zamanlara bakarsak düşürmeyecekleri garanti olan ve adına telefon denilen ama işleyiş biçimi bilgisayar olan bazı alet-i şerifler var ya, işte onlardan bahsediyorum sizlere.


Efenim konumuza dönersek ve dühûl edersek geçmişte sabit telefonun ve bir zaman sonra bu telefonun ceplere sığan modelinin mucidi olan çok sefkilı (!) Amerika Birleşik Devletleri bir araştırma yapmış, büyüklerimizin bildiği bir şeyi yeniden gündeme getirip kendini kahraman saymak istemiş.
Araştırmanın konusuna göre cep telefonları grip virüsünün yayılmasına çok büyük katkıda bulunduğunu ortaya çıkarttı.
Bulaştırma hadisesi aynen şöyle gerçekleşiyor:
Herkesin tuttuğu kapı kolları otobüslerdeki tutacaklar çatal bıçak kaşık gibi malzemeleri mecburen de olsa tutuyoruz. Bunlardan da bu virüs elimize bulaşıyor ister istemez. Buraya kadar anlaşılmayacak bir şey yok değil mi?
Daha sonra bu kirli ellerimizle yukarıda açıklamasını yaptığım ve adına cep telefonu olarak özetleyebileceğim aleti de tutuyoruz. Bu virüs ekranda yazı yazarken ellerimizden ekrana bulaşıyor. Hani zurnanın zırtladığı nokta da burada.
Derken ne oluyor? Diyelim telefonumuz çalıyor ve biri arıyor. Aradı tabi hakkıdır.
Bu virüsler şimdi konuşma talebine cevap verince ekrandan ağzımıza giriyor ve ağzımızdan da vücudumuzun içine giriyor. Vücudumuzun içinde de gidecekleri yerleri hepsi çok ama çok iyi biliyorlar.


Araştırmayı yayınlayan Amerikalı uzmanlar gripten korunmak için bir yol daha öğretiyorlar bize gazeteye verdikleri beyanatta. Nasıl mı?
"Cep telefonlarınıza sürekli olarak temizleyin ve eller serbest özelliğini kullanın."

28 Kasım 2012

Gazlılar

Normal şartlarda içmenizi hiç ama hiç tavsiye etmem. Ancak sosyal ortamlarda veya haftada bir kez falan.

Her zaman söylenirdi, bu kadar iddiaları en sonunda değerlendiren İsveç her gün bir kutu gazlı içecek tüketen erkeklerde prostat kanserine yakalanma riskinin 40% arttığını ortaya çıkardı.

Onbeş yıldan beridir süren araştırmada fazla miktarda pirinç ve makarna yemek de prostat kanseri riskini gazlı içecekler kadar olmasa dahi arttırıyormuş.

Yandık desenize?

Yaz At Rahatla

Benim de yaptığım bir yöntemdir bu. Yazıda tarif edilenden tek farkı kaldırıp atmaktansa okumakta olduğunuz bu Blog sayfasına yazıp hem sizinle dertleşiyorum, hem de size bir yol göstermeye çalışıyorum.
Ne derece fayda sağladığımı bilmiyorsam bile siz okumasanız dahi ben yine yazayım istiyorum. Kim bilir, belki bir gün beni de keşfeden birileri çıkar.


Her ne kadar zihninizi şişiriyorsam tüm okuyucularımdan aflarını arz ederim öncelikle. Ama Blogger'in ilk kuruluş amacı zaten günlüğümüzü paylaşmak değil miydi? Elbette özellerinizi yazın demiyorum, ama sizleri de bu güzel dünyaya davet ediyorum.


Davet sahibi malesef ben değilim, Ohio Üniversitesi araştırmışlar ve soruşturmuşlar, olumsuz ve istenmeyen düşünceleri bir kağıda yazıp çöpe atmak, işbu eylemi ifa eyleyen herhangi bir zat-ı muhteremin halet-i ruhiyesini istirahat ettirdiğini belki yüzüncü kez ortaya çıkaran uzmanlar "Böyle kötü düşünceleri kafadan atmaya çalışmak daha fazla düşünmemize neden oluyor, fakat aklımızdakileri kağıda yazdığımızda düşüncelerimizden kurtulabiliyoruz" demişlerdir.


Haklı oldukları su götürmez bir hakikat, zira bunu deneyen herkeste işe yaradı.
Bana gelince, ben bu kağıt yöntemini çok severim. Hatta size de tavsiye ederim, özellikle de bir karar aşamasındayken.
Bir kağıdı ortadan çizgiyle ikiye ayırın. Sol tarafa olumsuz şeylerini, sağ tarafına da olumlu şeyleri yazın. Sonra da başka bir kağıdı da aynı şekilde bu sefer şahsınızın istemediğiniz ve istediklerinizi yazın. Daha sonra bu iki kağıdı da en az üç gün boyunca hemen kolayca erişemeyeceğiniz bir yere saklayın.
Kararınıza erişmeye yaklaştığınız anda kağıtları elinize alın ve tarafsız bir gözle her şeyi ince eleyip sık dokuyun ve kararınızı öyle verin. Benden size tavsiye =)))

20 Kasım 2012

Güle Güle Aşkım

Biliyorum, senin de işin çok zor ... Her gün buraya gelip sana bir şey yazmış mıyım diye bakman, sonra da yazmadığımı görünce beni aramaya çalışman ... Aslında benim için kaybettiğin zamana da yazık ...

Biliyorum sen şimdi beni düşünüyor olmalısın. Ben de seni bir zamanlar düşünüyordum, hatta bir şey olduğunda içim içime sığmazdı =(((

Aradan bunca zaman geçti, bir gitmen eksikti ... Hadi diyelim gittin, neden bir "Hoşça kal" demek zahmetine katlanmadın?

Doğru, ben senin için belki de hayatına girmemesi gereken, senin seviyeni düşüren, arkadaşlarının bana baktığında seni ayıplayacağı ve sana yüz çevireceği, sadece bir anlık yara bandı olarak kullanabileceğin ve işim bittikten sonra bir kâğıt mendil gibi çöpe atılacağım bir nesneydim =(((

Sen belki bazı duygularımı ciddiye almadın, alamadın, ya da almak bile istemedin, ama ben de bir insanım, benim de duygularım var, korkularım var, etten kemikten ve ruhtan yapıldım.

Beni sevmiyor olabilirsin, zorla güzellik olmadığını ben senden belki de daha iyi biliyorum. Ama yine de senin beni sevmemen benim seni sevmeme engel mi teşkil edecek?

İşte bunun için gidiyorum ben.

Belki seninle dostluğumuz bitti, ama lütfen düşman olmayalım.

Hakkını helal et aşkım.