Bu Blogda Ara

26 Eylül 2014

Ayfon Altı

Altı aydır bahsedip duruyorlardı bundan.
Beklenen meşhur Ayfon Altı sonunda müstemlekemize geldi.
Öncelikle hoş geldi safa getirdi, ona bir diyeceğimiz yok.
Ahanda size resmini de buldu, bunu da size armağan ediyor ben.


Şimdi zurnanın zırtladığı yerlere gelelim:
1. Ayfon Beş daha yeni çıktı, çıkalı henüz bir yıl bile olmadı.
2. Ayfon Altı'nın kendi navigasyonu arızalı. Bunu kendi kurumunun başında olan adam itiraf ediyor.
3. Ayfon Altı çıktı ama şarz sorunu henüz çözülmedi. Hâlâ akıllı telefon mu aldık yoksa prizin yanında loca mı kiraladık belli değil.


Şimdi de bam telinin patladığı noktadayız:
Ayfon Altı'nın fiyatı ortalama olarak 2500 (ikibinbeşyüz) Türk Lirası.
Millet şimdi özenti olarak bunun peşine düşecek kesin.
Ama bilinmeyen bir gerçek daha var, bu millet bu parayı nereden buluyor?
Nereden bulduğu belli, nasıl otobüsle çok ucuza gidebileceği yere arabasıyla giderken harcadığı benzin parasını bulduğu yerden.
Peki müstemlekemizde asgari ücret ne kadar? 846 (sekizyüzkırkaltı) Türk Lirası. Net.
Bu şartlar dahilinde Ayfon Altı almak isteyen biri üç ay boyunca yemeyecek içmeyecek sıçmayacak gezmeyecek ki bir tane alabilsin.


Yeme bizi Ekomoni, sen zaten tıkırındasın, sana hiçbir şey olmaz.
Biz böyle gösteriş budalalığında kalmaya devam edersek bizden bir bok olmaz.
Ewrupa Birliği bizi neden arasına almadığını biz kendimiz kendimize açıklıyoruz zaten, bir de kalkıp da Ewropa'ya kabahât bulmayalım iyisi mi.
Biz kendi müstemlekemiz sınırları dahilinde bize müsade edilen alanların içinde dizlerimizi kırıp götümüzün üzerine oturalım.
Belki aklımız başımıza gelir.

Ralph Lauren

Benim sevgili Ralph'ım Lauren'im bakın bu sonbaharda nasıl bir tarz belirlemiş?
Sabah sabah Pinterest'te gördüklerim bana yeter de artar bile.
Başlıyoruz efenim defilelerinden gelen resimlerine.


Zürefanın düşkünü, beyaz giyer kış günü, sonunda şifayı kapıp da şaşırınca bana gel beni dinle iyi yaz, defteri kâlemi al iyi yaz.


Eski adamlar doğruyu söylemiş bir çiçekle bahar olmaz.
Kişi kendini bilip sağa sola sormalı, can pazarı bu oyun olmaz.


Mavi giyme tanırlar seni yolcu sanırlar.
Geçme kapımın önünden seni benden alırlar.


Siyah giyme söz olur, beyaz giyme toz olur.
Gel birlikte gezelim, dileğimiz tez olur.
Salına salına gel, dön dolaş yine bana gel.


Al ipek yeşil ipek keytan ederler, vay nene namurad olam bühtan ederler.
Uyma eller sözüne keytan ederler, hay anam sırf bu yüzden bühtan ederler.



Kırmızı gülün adı var, her gün ağlasam yeri var, bugün benim efkârım var, ah bu gönül seni arz eder.


Beyaz giydim karelendi, ciğer parem parelendi, deli gönlüm alevlendi.
Gece gündüz arıyorum, uçan kuştan soruyorum, aşkın ile ateş oldum.


Efenim malûm önümüz kış, kışın ortasında beyaz mı giyilir?
Ben size şimdilik rahmetli Barış Abi'mizin (Manço) güzel bir kış reçetesiyle bitireyim.
Resimden sonra.


Minto, toremondo kawa (Nane limon kabuğu)
Bir güzel kaynasın aman haha
İçine hatme çiçeği, biraz çöreotu katasın ama hâttâ biraz tarçın, bir tutam zencefil aman bin derde deva geliyor, biraz daha sabret güzelim ha ha ha ha hapşu!
Çok yaşa!
Sen de gör!
Rahat ve iyi yaşa!

25 Eylül 2014

Amalfi

Bayram yaklaşıyor.
Canım da inanılmaz bir şekilde Amalfi Sahili'ne gitmek istiyor.
Ama İtalya'ya giriş müsadem olmadığı için ben dizimi kırıp evimde götümün üstünde oturmak zorundayım.


Ben de ne yapayım, kendimi ancak Pinterest'ten indirdiğim resimlerle idare ederim, malûm daha önce de dediğim gibi Pinterest'te her şey var.


Belki sahile inerken böyle bir araba kullanamayacağım ama resimdeki kişilerin heyecanlarına uzaktan el sallayacağım.


Belki şu placdan deniz de giremeyeceğim ama sanki kendimi orada hayal edeceğim.


Ya da denizin içinden kaleye yaklaşamayacağım ama kendimi böyle yüzerken düşünebileceğim.
Bu arada hemen söyleyeyim, ben yüzme bilmiyorum. Hele de o derin denizde.
Çünkü ben balık değilim.


Ya da iskelede şöyle güzel bir yürüyüş yapamayıp teknelerin de resimlerini çekemeyeceğim ama bugüne kadar çok resim çektiğime saymalıyım değil mi?


Bu yıl Çeşme olmadı kısmet, ama anılarıyla geçirdim yaz mevsimini.
Hayatım boyunca hiçbir zaman silmek istemediğim anılarımla.

24 Eylül 2014

Tercihli Yol

Bu sefer merak etmeyin, İstanbul'da yeni "Tercihli Otobüs Yolu" açılmadı.
Yani gerek İstanbul'da İETT, gerek Ankara'da EGO, gerek İzmir'de ESHOT, gerek diğer vilayetlerimizde bilumum belediye ve özel halk otobüsleri ancak mevcud tercihli yol ve şeritlerden veya normâl "Traffuck"tan seferlerini yapmaya devam edecekler.


Efenim bu yazımızın konusu uzun zamandan beri var olan cep telefonu bağımlısı kişilerin yolda güvenli yürüyebilmeleri açısından açılmış olan ilk tercihli yolun hikâyesi üzerine olacak.
Lâkin bu tercihli yol Türkiye Cumhuriyeti sınırları dahilinde değil, müstemlekemizden binlerce kilometre uzaklarda, Çin Halk Cumhuriyeti'nde bulunmakta.


Chongqing'de cep telefonu bağımlısı kişilerin güvenli ve sağlam olarak yürüyebilmeleri için özel bir yolun tahsis edildiği haberi geldi bana az önce Facebok'tan.
Bazen Facebok'a küfrediyorum ama bazen de işe yarıyormuş.


Darısı bizim Türkiye Cumhuriyeti'nin başına.
Çünkü o kadar çok telefona bağımlı insan var ki çevremde, değil yürürken araba kullanırken bile ellerinden telefonlarını bir türlü bırakmazlar.


Ben o zaman bizimkilere geçmiş olsun ve tez zaman zarfında şifa bulmalarını, yetkililere de Çin'den örnek almalarını dilerim.


Tabi her zaman ucuz diye tenkit ettiğimiz Çin Halk Cumhuriyeti'ni bu sefer kutlamak geldi içimden.
Ne dersiniz, haksız mıyım?

Zeki Müren

Eğer ben bugün Türk Sanat Müziği'ni seviyorsam bunu Zeki Müren'e borçluyum.
Oysa birçoklarımızın Sanat Güneşi bizi bırakıp da her faninin gitmek zorunda olduğu yere gideli bir bakıyorum da onsekiz kocaman yıl olmuş.


Size kısaca Wikipedia'dan alıntıyla tanıtayım, kendisini tanımayanlar için:
6 Aralık 1933 (Bursa) - 24 Eylül 1996 (İzmir)
Klâsik Türk Müziği sanatçısı, aynı zamanda bestekâr, güftekâr ve oyuncu.
Sanat Güneşi ve Paşa olarak adlandırılan Müren Klâsik Müziğin en büyük isimlerinden biri olarak kabûl edilir. Sanata olan katkılarından dolayı 1991 yılında Devlet Sanatçısı ünvanını almıştır.


Bugüne kadar kendisi hakkında birçok videosunu izledim, ama üstte gördüğünüz klibe hayran kalmamak elde değil.
Yaralı Gönlüm - Miserlou Remix


Bir de Swarm'da bir arkadaşımın yer bildiriminde gördüğüm şu karikatür bile yeter onu size anlatmaya.
Ruhun şad olsun Zeki Müren!