Bu Blogda Ara

02 Ekim 2014

Akıl

Hayatımıza son zamanlar zarfında ne kadar çok akıllı eşya giriyor belli değil, ama bu giren her akıllı eşyanın bizim aklımızdan ne kadar çok şey çaldığını biliyor musunuz?
Ne yazık ki günümüzde iki kere iki ile iki artı ikinin dört ettiğini aklından bilen vatandaş kalmadı.
Hâttâ para üstü hesaplarken en basit hesabı bile hesap makinesi kullanmadan bulamaz olduk.


Günümüzde ise eşya akıllandı, insan aptallaştı.
Yine de aklımızı kullanmaya direnmeliyiz.
#DirenAkıl

Armalılar

Bazen sadelikten çıkıp armalarla güçlendirmek gerek ceketleri.
Yoksa nasıl yeni moda akımı çıkar meydana?
Biraz göz atalım şunlara.


İşte böyle, şapka ve ceketlerin uyumundan resmen yüzbaşı falan olmuş bu kılık.
Ama yüzbaşları çorapsız dolaşmazlar.


Burada da mankenimiz bir elbise mi giymiş yoksa sadece bir kazak mı belli değil, ama üzerinde armalarıyla sünnet çocuğu gibi bir modelle karşı karşıyayız.
Sonuç olarak armalar ayrı birer hava katıyor giysilere, onda hemfikiriz.

Spreadsheets

Her şeyimiz tamamdı, bir Performans Ölçücümüz eksik kalmıştı sanki.
Ayfon sağ olsun, bizim yataklarımıza kadar zaten girdiği yetmiyormuş gibi şimdi de Spreadsheets adlı yeni bir uygulama çıkartmış.


Bu yeni uygulama yataktaki performansınızı ölçmeye yarıyor.
Ne performansı mı? İç mekân sporumuzun performansını, uykunun değil herhâlde.


İlişki sonrası size verdiği raporunda ilişkinizin ne kadar sürdüğü, ilişki ritm hızı o esnada çıkan seslerden ölçülürken arka plandan da romantik bir müzik çalıyor.
Yani partnerinizi ne kadar tatmin edip edemediğinizi bilimsel olarak öğrenebiliyormuşsunuz.


Hayırlı uğurlu ve bereketli olsun efenim vatanımıza ve milletimize, yeni bir oyuncağımız oldu.

Sessiz Gece

Gecenin nemi mi düşmüş gözlerime
Ne olur ıslak ıslak bakma öyle
Saçını dök sineme derdini söyle
Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle

Sürerim bulutla tarlaları
Yağmurlar ekerim göğün göğsüne
Güneşte demlerim senin çayını
Yüreğimden süzer öyle veririm

Ben feleğin şu çarkına çomak sokarım
Yeter ki ıslak ıslak bakma öyle


Tam ona sarılırken gördüm pencereden
Gülünecek ne vardı, gülüyordun ya öperken
Bu gece seninle olalım canım derken
Sildim seni o anda kâlbimden

Neydi kopan içimde yıllar zincirinden
Öldüm sanki yaşarken, kaçtım hemen o sahneden
Kendimi buldum ben çalıştığım bu yerde
Azalır acılar da belki gitgide

Uykusuz her gece bu soğuk kahvede
Sabahlarım bazen günlerce rüyalarıma gelme diye
Uykusuz her gece yorgun ölesiye
Unutur muyum seni yorulsam her gece

Masada boş bardaklar, kirlenmiş tabaklar
Çoğalıyor önümde, bitmesin sabaha kadar
Yakmıyor elimi artık o kaynar sular
Yoruldukça kaybolur acılar


Ben kuşlardan da küçüktüm bir gece vaktiydi
Aşk tuttu elimden benim
Geçtim düşler sokağından bir gece vaktiydi
Ceplerimde hacı yatmazlar

Kaç mevsim aşk pazarında geçti yalanlarla
Düş sattım aldanmışlara
Aklım kaçıverdi yerinden bir gece vaktiydi
Sevdiğim başka sevenim başka

Yağmur yağsa, uykum kaçsa
Bir kuş konsa badi parmağıma
Ağlardım bir başıma

Sevdadandır sevdadandır
Sevdadandır dedi annem aldırma
Aldırma gel yanıma

01 Ekim 2014

Günü Böyle Batırmalı

Bazen böyle bir şeyler de yazmak gerek, gün bittiğinde huzur arasanız benim bloguma her zaman bakabilirsiniz.
Malûm-u aliniz ki Teşrin-i Evvel (Ekim) avdet eyledi, her ne kadar beklemiyorduysak bile.
Biraz İtalya'ya uzanmanın hiç kimseye bir zararı yok.


Her zaman İnternette gördüğüm bu resmin yerini buldum, Fiorentina yakınlarında bir yerlerdeymiş.


Burası da Fiorentina'nın her zamanki meşhur köprüsü, her zaman görmeyi çok istediğim bir yer, dilerim arkadaşlarım görürler, ben de götümün üstüne otururum onların ballandıra ballandıra anlatmalarını dinleyerek.


İşte burası da tarihinde ilk puanını bizden alan San Marino'dan bir yer, ama tam adını bilemeyeceğim, çünkü San Marino her taraftan İtalya ile çevrilmiştir.
Belki de İtalya'nın bir vilâyeti, ama bağımsız bir vilâyet.


Bu da Venezia, hep kanallarıyla hatırladığımız kasaba bu sefer gün batımıyla gündemime geldi.
Giden arkadaşıma bu gün batımını izlemesini öneririm, en azından onun mutluluğuyla mutlu olurum, hem ben arkadaşlarımın mutluluğu için çabalamıyor muyum?