Bu Blogda Ara

15 Eylül 2013

Biten Bir Hikâye

Bugün içim çok kötü =(((
Ben çünkü yılandan korkmam yalandan korktuğum kadar ...
 
 
Bir eski atasözü "Verdiğin değerin karşılığını göremiyorsan gördüğün değeri ver ki herkes yerini bilsin." der.
Ben de bunun üzerine soruyorum:
Bana gülüşüyle haddimi bildirmeye çalışan eski sevgilime ne oldu acaba? Dilerim hâlâ bir başkasına gülmüyordur.
Suçsuz olduğum hâlde sırf sen üzülme diye senden özür dilememi mi bekliyorsun? Ya bir siktir ol git ya, senle mi uğraşıcam amk!
 
 
 Kitap değil ki bu bıraktığın sayfadan tekrar başlayasın okumaya. Ne dostunla, ne de sevgilinle bıraktığınız yerden başlayamazsınız yeniden.
Hem unutmayın, yalan sadece dilde affedilir, kalpte asla!
 
 
Ağzının içine düşen bir sürü kişi olsa da sen yine gider ağzının içine sıçanı seversin.
İyi görünüp arkamdan iş çevirmek mi? Devam edin, annenizi anmama az kaldı.
Keşke bana yalan söylemeseydin, senin gibi dürüstlüğü ön plana almış birinden beklemezdim bunu. Bugünden sonra benden sana ne arkadaş olur, ne de dost, ne de sevgili. Aramızdaki her şey bitti, hem de senin sayende.
Bundan sonra biri gider biri gelir, hayat tarzım böyle oldu artık. Aynen senin tarzın gibi.
 
 
En acısı da ne biliyor musunuz? Bugüne kadar yalanı ve sahtekârlıkları sevmeyenlerin göz göre göre yalan söylemekten çekinmemeleri.
Size tek bir sözüm kaldı söylemediğim: İntikam dondurma gibidir, buz gibi soğuk yenir.

12 Eylül 2013

Kahkaha Bombası

Ekomoni Tıkırında, Dolar İki Lira =)))
Hayatta hiç bir şey imkânsız değildir, bakın Amerika birleşik Hökûmatları Doları İki Türk Lirası'nı geçti bugün.


Facebok da durmadı, hemen tarih boyunca hiç bir zaman cumhurbaşkanı olmayan Benjamin Franklin vasıtasıyla cevabımızı verdi.

12 Ağustos 2013

İstanbul'da Tren Bitti

Bugün Devletimin Trenleri'nin İstanbul topraklarındaki son günü.
Yedikule - İstanbul istasyonları arasında işletilen Trenler artık Marmaray yapım çerçeveleri dahilinde işletilmeyecek bu sabahtan itibaren.
Artık tren binmek için taa iki yıl beklemek zorundayız, çünkü Marmaray ancak biter.


Hiç kimse bana 29 Ekim'de bitecek demesin.
Bütün güzergâh söküldü ve yeni baştan yapılacak.
Bir tren yolunun üzerinden yolcu dolu tren geçebilmesi için en az iki ay boyunca kum çuvalı dolu trenler tarafından tecrübe edilmesi lâzımdır, aksi takdirde yol yerine henüz oturmadığı için kaza olma ihtimâli çok yüksektir. Ve malesef henüz ortada trenin gidebileceği bir yol bile yok, üstelik de sadece iki aycık kaldı.


Eğer Yeşilköy istasyonunda 30 Ekim 2013 günü tren gelsin, o zaman bütün Yeşilköy beni becersin, ama eğer o tren o akşama kadar gelmesin, ben bütün iddiaya girenleri becereceğim.
Bu konu da burada bittmiştir.

06 Ağustos 2013

Telefon Ve Adab-ı Muaşeret

Geçen günkü yazımı okudunuz sanırım.
Bu sefer bağlantılı ama başka bir konuda kafanızı şişireceğim:
What's Up veya Facebok'ta yazışırken adab-ı muaşerete fazla dikkât etmediğimizi.

Normâlde birbirimizle konuşurken başlangıçta hâl ve hatır soruyor muyuz?
Sohbetimizin sonunda da Allaha ısmarlıyor muyuz?
Sanırım yapıyoruz bunları.

Gelgelelim sanal ortamda neden böyle yapmıyoruz?
Yazışmanın bitiminde neden bir "Hoşça kal" diye yazmaktan aciziz?

Bazı arkadaşlarımı tenzih ederim bu konuda.
Lâkin ben bunca zamandır yazışırım, bir çok insanın bu kadar basit ve fasit olan adab-ı muaşeret kuralına uymadığını fark ettim.

Şimdi soruyorum:
Neden?
Cevabımı da istiyorum.

04 Ağustos 2013

Telefon Ve İlişkiler

Şimdi bakıyorum hayata, her şey sanala geçmiş.
İki arkadaş bir yerde otururken bile ellerinde telefon, bir yandan İnstagram, diğer yandan Facebok, başka taraftan da What's Up, başkalarıyla yazışmacaların peşlerindeler.

Bazen düşünüyorum da acaba haksız ve geri kalan ben miyim diye?
Çünkü eskiden, yiğidin harman olduğu devirlerde arkadaşlar bir mekânda toplandıkları zaman sadece birbirleriyle alakadar olurlardı.

Günümüzde öyle mi?
Herkes elinde telefon, başlıyor yazışmaya.
Be geri zekâlılar, madem yazışacaksınız, benimle neden yazışmıyorsunuz saatlar boyu?


Şimdiki ilişkiler de sanallaştılar.
Eskiden bilgisayardan yapılırdı, şimdi artık bilgisayarların yerini telefonlar aldı.
Artık telefonda bir ilişki başlıyor, telefonda evleniliyor, telefonda boşanılıyor.

Ben size bir şey söyleyeyim mi?
Bu dünya artıkım bitmiştir.
Biz en iyisi kendimize ait bambaşka bir dünya kuralım.