Bu Blogda Ara

17 Haziran 2011

Beşi Bir Yerde

Gönüllerde seve seve dillerde hece hece Basketbolda da şampiyon söke söke Fenerbahçe


Potalarımızda uzun zamandır böyle Final yaşanmamıştı.
Geçtiğimiz eski yıllarda fazlama başarılı olamayan kulüp takımları meydanı müessese takımlarına bırakmışlar, seyirciler de tribünlerden yavaş yavaş uzaklaşmışlardı. Öyle ya, Fenerbahçe dururken veya Galatasaray dururken kalkıp Efes Pilsen, Oyak Renault, Beslen, Çukurova, Eczacıbaşı, Paşabahçe, Ülker, Tofaş, Banvit gibi basketbol faaliyetlerine her an sona erdirecek veya şimdi esameleri bile okunmayan takımları destekleyecek değillerdi.


İyi ki bu yıl Galatasaray kendine geldi, bize Derby'nin Efes Pilsen'e karşı değil, Galatasaray'a karşı oynanması gerektiğini öğretti. Biri olmazsa diğeri de olmuyor, bunu artıkım anlayın.


Bazen zor bazen kolay, ezeli rakip ve ebedi dost Galatasaray karşısında alınan ve alınacak olan her zafer her zaman olay. Tek kelimeyle potada Fenerbahçe kral, başarıda emeği geçen herkese helal. İyi günde kötü günde yılmadılar, şimdi günümüzde adı "Beko Basketbol Ligi" olan Türkiye Birinci Basketbol Liginin zirvesindeki tek armadalar. Kutlu olsun coşkulu olsun, müze Avrupa'dan da kupa örnekleriyle dolsun.


(Amin!)
Darısı gelecekteki diğer şampiyonluklarımıza :-))

Bu arada, bugünkü mücadelede son dakikaya kadar alınlarının teriyle bize karşı mücadele eden Galatasaraylı sporculara kocaman bir helal, fakat tribündeki spor ruhuna uygun olmayan davranışlarda bulunan kendini taraftar zanneden insanlara da aynı kocamanlıkta bir haram olsun.
Lafım gerçek sporseverlere değil, herkes bu lafımın kimlere gittiğini anladı.
Sahi Adnan Başkanım, aklıma gelmişken sorayım, kolunuzdaki saatiniz kaç acaba?

11 Haziran 2011

Love Is Like An Ocean

Seviyorum your eyes, çünkü onlar very nice, bir kere look at me, ondan sonra forget me, kalbim tik tak for you, çünkü I still love you
Benim için everything, gerisini sakın don't think, bazen oldum bir nervous, sonra birden noiseless, bir gün söylersem lie, senin için I will die

10 Haziran 2011

Sinekler

Bizim dükkanın çevresinde ve karşı tuvalet kapısı arasındaki koridorda son zamanlarda bir takım sivrisinekler türediler ...
Çünkü efendim, bizim çarşının pis milleti tuvaletten çıkınca medeni ihtiyacını gördüğü yere bir maşrapa su dökmeyi akıl etmek şöyle dursun, elleriyle götlerini yıkar, fakat iş bir tas suyu bokun veya çişin üstüne dökmeye gelince bundan şiddetle imtina eder ... Üstelik ıslak ellerini kağıtla kurutmaz bile ... Neymiş efendim, kağıt tuvaleti tıkarmış ...


Bre zındıklar, madem kağıt tıkıyor, siz de çöp tenekesine atın, o kadar para verdik çöp kovası alındı, neden kullanmazsınız?


Ama doğru, o kadar pis bir tuvaletimiz var ki içinde ihtiyacımızı gidermek için tifüs gibi bir hastalık geçirmeyi göze alabilmemiz lazım ...


Çünkü buradaki resim tıkanmış bir deliği gösteriyor, bunu da ilk kez yayınlıyorum, gerçi bu resim çekileli çok uzun zaman oldu ama eski tas eski hamam misali davranışlarımızda hiç bir değişiklik olmayı başaramadı.
Selek Hanın Tuvaleti


İşte görüyorsunuz ki ne biçim bir tuvaletimiz var, ve bir kişi dahi bu rezaleti düzeltmeyi beceremiyor, zaten becerebilseydi biz çok daha iyi şartlara haiz olurduk.


Bir de odabaşları aylık kiralarımızın yüzde onunu kendileri için gelir olarak kaydederler, ama bizim millette parayı al cukka yap, vatandaşa kazık at mantığı öyle bir yerleşmiştir ki insanı kendisinden soğutur, bambaşka işlere yöneltebilir ...
Kısacası ben bizim çevreden neden nefret ettiğimin sebeplerinden birisini sanırım anladınız, ben bir şeyi yazıyorsam boş yere aman yazayım da günlüğüm dolsun diye yazmam, önce çıtlatır, sonra da belgeleri ortaya koyarım, netekim şu anda yaptığım gibi ...
Gerisini siz karar verin, takdir sizden, biraz da ite kaka.

09 Haziran 2011

Alınganlık

Bir insan bir konuda bu kadar alıngan olmamalı ...

Tamam anladık borcun olabilir, alacaklın da tamamen tesadüf eseri olarak senin kapının önünden geçiyor da olabilir, ama bu hadise-i kriziye sana pimpiriklenme ve alacaklına karşı mafya mensubu gibi hareket etmene, daha da kötüsü sanki istiyormuş gibi -Gerçi verecek olsan hayır almam denmez- tahsilatçı sınıfına sokma ve hakaret etme hakkını vermez.
Bu dünyada her şeyin bir usul-u kaidesi mevcuddur, buna eşşeği becermek de dahildir.

Yani kısacası, ben hala bu ibne çarşılıların bu kadar götlek olabileceklerini anlayamıyorum, neden abaca?

03 Haziran 2011

Çarşıyla Cum'a Mı, Cim'a Mı?

Çarşının GÖT'lüğü ısrarla devam ediyor ... Hem de tüm ihtarlarıma rağmen ... Olsun, devam etsin, bana da yazacak malzemat-ı alaka-i rezilliye çıkar bol bol :-)) Hani bir fıstık ki kreması bol, fıstığı bol, bol bol yedim :-))

Bizim dükkan "Hanımın Çiftliği" değil. Malum-u aliniz ki normal şerait dahilinde dükkana para kazanmak için gelinir. Bir de -bu kısmı gelenlere söylüyorum- bir dükkandan herhangi bir mal ahz-u kabz eylersen işbu mal-ı zimmetiyenin ücret-i taalasını tediye etmek mecburiyetindesin.

Bir kişi düşünün, o kadar GÖT ki, götlüğü dünyaları aşmış vaziyette ... İşi görülsün diye bir adet taşla yardım ediyoruz, fakat iş adamın para vermesine gelince hiç ama hiç orada oturmuyor ... Soruyorum ki 'Az sonra veya yarın geleyim mi?', bu zat-ı az muhterem çok gökveren 'Çok çok teşekürlerimi söyle'den başka bir şey demiyor ... Hani baştan söylese ki 'Para vermeyeceğim, angaryadır' gibisinden bir tatlı dilli söz, anlarım da, insanın bu kadar kahpe veya şerrefsiz olacağı hiç aklıma gelmezdi ... Bir de esnafım diye geçiniyor.
Şimdi kendinizi benim yerime yerleştirin ... Bu kişiyle "Cim'a" eylemek müstehab mıdır, yoksa artıkım farz mı olmuştur?

Demek ki neymiş?
Çarşılı değil misiniz, tümeniniz götsünüz!
Günün birinde sizi "Tümgeneraliniz" dahi kurtaramayacak!

Yalnız burada bir parantez açmam lazım gerekir, bu laflarım 'Çürük Elma' olarak tabir ettiğimiz bir kesimi kapsıyor, çarşıda çalışan gerçekten dürüst insanları tenzih ederim, bunu da özellikle belirtmeliyim.
Fakat bu görüntüyü değiştirmek ve aslinda hiç dürüst olmayan çarşının dürüstlükle anılmasını sağlamak istiyorsak bu adları henüz açık açık yazılmayan çürük elmaları ortalarda ipliklerini pazara çıkartmak lazım.
Aksi takdirde olası bir yangın vukua avdet eylediğinde kuruların yanlarında ıslaklar da yanmaktan kurtulamayacak, benden söylemesi.

Ayağını Denk Al İBNE ÇARŞI, zaten senden bıkmışım, gerisini anladın onu sen!!!