Bu Blogda Ara

22 Nisan 2018

Her İsteği Yerine Getirmeyin

Çocuklar elbette her gördüklerini ve her duyduklarını isterler. Çünkü istemek hakları.
Ancak bazen öyle nesne-i şerifler tâlep etmekteler ki anne babanın çocuğun tâlep ettiğini çocuğa arz edemeyecek vaziyet-i umumiyede bulunabilir.
Kaldı ki hiçbirimizin her tâlep ettiği nesne-i şerifi Gök Tanrı Tengri yerine getirmiyor ama yine de bir hikmet-i şerifi bulunabileceğine inanmak istiyor ben.


Üstelik şimdiye kadar gördüğüm veya okuduğum çeşitli uzmanların çeşitli inokta olmayan basında yer alan lâf-ı kelâmlarına göre çocuklarının her tâlep ettiği nesne-i şerifleri arz eden anne babaların ilerisi için çocuklarına işbu arz-ı şeriflerin yanı sıra zarar da verdiklerini söylemekteler.
İşbu vaziyet-i umumiye dâhilinde her tâlep ettikleri nesne-i şerifleri hemen bulan bugünün çocuklarının yarının büyükleri olduğu ve Gök Tanrı Tengri onların her tâlep ettiklerini arz etmediği zaman büyük sükût-u hayale uğradıklarını da söylemekteler.
Ancak işbu mevzuat-ı umumiyeye rağmen evlâtlarınızın tâleplerinin hiçbirini yerine getirmemek gibi bir lüks-ü şerifinizin de bulunduğunu hiç ama hiç sanmıyor ben.

Kolyeler Çiçek Açıyor

Dünya üzerindeki takılar da zaman geçtikçe kendilerini çeşitli şekl-i şeriflerde değiştiriveriyorlar.
Tabi bu itibarlarla işbu takı-ı şerifleri imâl edenler keza, hele bilim adamlarından sonra Amerikalı takıcılar da çok çalışkan çıktılar.


Bugünkü mevzuat-ı umumiyeye avdet eylersek haber-i şerifte tanıtımı yapılmakta olan kolye-i şerif tamamen organik ve doğal malzemat-ı şeriflerden imâl edilmiş ve içine torpak ve küçük çiçek-i şerifler yerleştiriliveriyor.

Mutluluk Arkadaşlıkta Saklı

Hayat essahtan da tek başına biraz zor çekilebiliyor bilebiliyor musunuz bilmiyor ben.
Her ne kadar dünyada altıbuçukmilyar insan yaşamakta olsa bile aslına bakarsanız her insan bu dünyaya yalnız geldiği gibi dünyadan yalnız gidecektir.
İşbu azimet-i şerifi ile avdet-i şerifi arasında kalan hayat adlı yaşananların arasında eğer anlaşabilieceği ve dertleşebileceği birkaç arkadaş bularak yerleştirebilmişse ne mutlu ona demekten kendimi alamıyor ben.


Çünkü her zaman kendilerine bir dost bulabilen çalışkan Amerikalı bilim adamları ve onların torunları seksen yıldan beri sürdürdükleri araştırmanın nihâyetinde netice olarak mutluluğu sırrının iyi arkadaşlıklar olduğunu ortaya çıkartmışlar.
Buna göre çevresinde sağlam arkadaşları olanlar hayattan daha fazla zevk alıyorlar.
Arkadaş dediysem anlam-ı şerifi "Arkanı döndüğünde seni koruyan ve kollayan, bu itibarla sırrını saklayan, bir düşmân karşısında da o düşmana karşı seninle birlik olan kişi" demektir.
Arkadaşlık günün birinde bir şekilde bitebilir ama ne olursa olsun ayrılmanın kâlitesini de arkadaşlıklar belirler.
İşbu yazdıklarımı okuyan herkese mutlu dileklerimi gönderir ben.

Cep Var Dost Yok

Günümüzün akıllı cep telefonlarının artıkım insanların yerlerini aldığını kendim yazmadıysam bile en azından bir şekilde sizlere ima etmişimdir.
Yeri geldi zamanında arkadaşıyla birlikte bir mekâna azimet eyleyip ikiüç lâf-ı güzâfın belini kıracağını düşünen zat-ı muhterem karşısındakinin cep telefonu sayesinde birkaç dakikada yapayalnız sap gibi sipsivri kaldığı sahneler günümüze kadar ziyâdesiyle yaşanmıştır.
Ha imdı diyeceksiniz ki ne var bunda? Herkesin akıllı telefonu var.
Aslına bakarsanız çok ama çok nesne-i şerif var, yalnızlık hissi var, aldatılma var, kıskançlık var, adam yerine konmamak bile var.
Ama tüm bunlara karşılık güzel bir çene çalmak yok, birlikteyken bir zamanı paylaşmak yok, hele taraflardan birinde akıllı telefon olmadığında insandan sayılmak bile yok.


En sonunda bu türlü şikâyetler artınca çalışkan Amerikalı bilim adamları bu seferki araştırmalarında akıllı telefonların kullanılmasının artmasıyla ve internetin telefonlarımıza yerleşmesiyle insanların birbirleriyle konuşmalarını azaltarak yalnızlıklara doğru sonsuz bir uçuruma ittiğini ortaya çıkartmışlar.
Bizim çocukluğumuz zamanları aptal cep telefonundan vaz geçtim günümüzde yüzüne bile bakmadığımız norminâl telefon bile kısıtlı olarak vardı ve evlerinde telefonu olanlar parmaklarla gösterilirlerdi.
Nerelerden nerelere geldik, günümüzde demeyeyim yaklaşık oniki yıldan beri benim yazdıklarımı bilgisayarlarınızdan veya telefonlarınızdan okuyorsunuz, üstelik dünyanın hangi noktasında olursanız olun fark etmiyor.
Benim bebekliğimde ise yurt dışını geçelim şehirler arası telefon edebilmek ve yakınlarımızdan haber alabilmek için önce 03 numaralı santalı arayıp şehirler arası görüşmek istediğimizi ve karşımızdakinin telefon numarasını yazdırırdık. İşbu işlem-i şeriften sonra santraldan telefon beklemeye başlardık, ki bazen bu süre-i şerif bütün günümüzü öldürürdü.
Telefonumuz bağlandığında da öyle uzun uzadıya konuşamazdık, konuşma hakkımız sadece üç dakikaydı. Üçüncü dakikadan sonra santral araya girip müdahâle ederdi, yani konuşabilme süremiz eğer o günü çok tâlep yoksa azami altı dakikayla sınırlıydı, daha uzun konuşmak için santralı yeniden arayıp bir kez daha sıra almak zorundaydınız.
Eh ne yaparsınız çenemiz de yazıcımız da düşüverdi bir kez.

El Sıkışma Zekâ Belirtisi

El sıkmak eski zamanlardan beri insanların en sık kullandıkları selâmlaşma şekillerinden biridir.
Herkesle selâmlaşırken öpüşmeyiz ama mutlaka elimizi uzatıp birbirimizin elini sıkmamazlık etmeyiz.
İşbu şekl-i şerif sadece Türkiye Cümhûriyetinde değil dünya genelinde genellikle böyledir.
Ancak el sıkışmanın da bazı şekl-i şerifi olduğunu çalışkan İngiliz bilim adamları yaptıkları araştırmalarında ortaya çıkarttılar.


Efenim işbu araştırmaya göre resm-i şerifte de kıraat eyleyebileceğimiz cihetle karşısındakinin elini güçlü ve sıkı bir şekilde sıkan kişinin daha zeki olduğunu ve beyn-i şerifinin daha hızlı çalıştığını keşfetmişler.
Yani kısacası işbu araştırmanın neticesinde el sıkarken çekingen ve sıska kalan zat-ı muhteremlerin beyn-i şerifleri olması gereken yerde değil de vücûtlarının başkaca bir bölge-i şerifinde bulunabileceği akıllara avdet eylendirilebiliyor.