Bu Blogda Ara

28 Mart 2014

Sizlik

Çenem ve algılarım açıldı ya, bundan sonra susturamazsınız beni.
Son bir kaç zaman zarfında bir çok şey yaşadım.
Pişman mıyım? Değilim.
Özellikle de güzel günlerimin hatırına pişman değilim.


Fakat bazı bana karşı yapılan hareketler ve davranışlar beni sanırım "Issız Adam" şekline çevirecek.
Tamam beni sevmiyor olabilirsiniz, zorla da sevdiremem ya sizi?
Sizden sadece biraz olsun dürüstlük istedim, çok mu şey bu?


İnsanları geçimsiz yapan sevgisizlik, birbirlerine düşman eden iletişimsizlik, güzellikten yana soğutan da ilgisizlik.
Önceki yazımın konusuna geldik döndük dolaştık.
Ben bu dünyada sadece sevgi için yaşayan bir insanım, benim içimde azıcık kalan sevgimi bitirmemenizi saygılarımla arz ederim.

İlgi Mi? Hade Canım!

Dün "Dünya Tiyatrolar Günü"nü kutladık.
Bir çoklarınız benim tiyatroya alakalı olduğumu bilir, ama dört kişi dışında kutlamaya tenezzül eden çıkmadı.
Canlarınız sağ olsun hepinizin.
Zaten ben kimim ki?


Ben bu kadın milletini anlamıyorum arkadaşım, ilgisizlikten sürekli şikâyet ederler ama azıcık ilgi gösterirsen de malesef götleri kalkar.
Bu ne perhiz bu ne lahana turşusu?
Bana bunun açıklamasını yapabilecek birini arıyorum.
Yanlışım nerede?


Bazı insanların konuşacak kadar zekaya veya susacak kadar edebe sahip olmayı başaramaması hayattan soğumam için yeterli bir sebep.
Ondan sonra da mesafeli davranıyorsam kimse kusura bakmasın.
Size zamanında "Varlığımın değerini bilin" demiştim.
Bilmedinizse yokluğumla cezalandırılmanızın zamanı geldi demektir.

27 Mart 2014

Dünya Tiyatrolar Günü Vol. 16

Başlığa bakınca şaşırmayın sakın, sadece benim adıma olan bir yıl dönümü.
Çünkü hayatımda tiyatroyla ilk kez tanışalı onaltı yıl oldu bu yıl.


Bakalım bu yıl hatırlayıp da kutlayan olacak mı?
Çünkü çok kimsenin pek de önemsemediği bir gün bugün, malûm ki hâlkimız tiyatrodan anlamaz.


Madem siz kutlamazsınız, ben de kendi kendime kutlarım.
Çünkü ben kendimi seviyorum.

21 Mart 2014

Bahar Gün Dönümü

Այսօր Գարնանամուտ Է!


Çocukken, ufacıkken, topumun ormana kaçabilecek yaşlarımda okuldaki öğretmenim her yılın 21 Mart'ında bu yukarıda yazmış olduğum cümleyi gırtlağını yırta yırta bağırırdı.
Nereden mi girdim ben şimdi bu konuya? Bu aralar ormantik duygusallıklarım üstümde nedense.


Bu kadar gittik geldik, yürüyüş fasılları falan derken gırtlağa hakim olamamam yüzünden yine şişkolaşmışım.
Zaten Twitter yüzünden gerilmişim, hiç suçum olmadığı hâlde erişemiyorum.
Tüm bu hadise-i rezilliyeyi Allah Baba'ya havale ediyorum.

Neyse, İkibinondört yılının İlkbaharı kutlu olsun.

20 Mart 2014

Eski Eskide Kalmalı

Günümüzde bazı şeyler yaşıyoruz ama belki ne yaşadığımız çoklarımızın gözünde belli değil.
Bugün Foursquare'de bir arkadaşımla eskiler hakkında kısa bir yazışmamız oldu.
"Yeni heyecanlar için mis gibi bir hava. Eskiyi atıp her şeyin yenisini isteyin."

Hazır yarın "Bahar Gün Dönümü", eski takvim yarın bahara gireceğimizi müjdeliyor, kısaca kış geride kalıyor. Hayatımız gibi.
Gelgelelim eskiler eskilerde kalmalı. Zaten onun için adı "Eski" ya?

Hayat eskilerde yaşanmaz, her yeni gün yeni umuttur.
Eğer aksi olsaydı öncelikle gün bitmez, sonra gece olmaz, daha sonra yeni bir gün daha başlamazdı.
Dilerim yeni gün yeni başlangıçlar getirsin hayatlarınıza.