Bu Blogda Ara

21 Mart 2014

Bahar Gün Dönümü

Այսօր Գարնանամուտ Է!


Çocukken, ufacıkken, topumun ormana kaçabilecek yaşlarımda okuldaki öğretmenim her yılın 21 Mart'ında bu yukarıda yazmış olduğum cümleyi gırtlağını yırta yırta bağırırdı.
Nereden mi girdim ben şimdi bu konuya? Bu aralar ormantik duygusallıklarım üstümde nedense.


Bu kadar gittik geldik, yürüyüş fasılları falan derken gırtlağa hakim olamamam yüzünden yine şişkolaşmışım.
Zaten Twitter yüzünden gerilmişim, hiç suçum olmadığı hâlde erişemiyorum.
Tüm bu hadise-i rezilliyeyi Allah Baba'ya havale ediyorum.

Neyse, İkibinondört yılının İlkbaharı kutlu olsun.

20 Mart 2014

Eski Eskide Kalmalı

Günümüzde bazı şeyler yaşıyoruz ama belki ne yaşadığımız çoklarımızın gözünde belli değil.
Bugün Foursquare'de bir arkadaşımla eskiler hakkında kısa bir yazışmamız oldu.
"Yeni heyecanlar için mis gibi bir hava. Eskiyi atıp her şeyin yenisini isteyin."

Hazır yarın "Bahar Gün Dönümü", eski takvim yarın bahara gireceğimizi müjdeliyor, kısaca kış geride kalıyor. Hayatımız gibi.
Gelgelelim eskiler eskilerde kalmalı. Zaten onun için adı "Eski" ya?

Hayat eskilerde yaşanmaz, her yeni gün yeni umuttur.
Eğer aksi olsaydı öncelikle gün bitmez, sonra gece olmaz, daha sonra yeni bir gün daha başlamazdı.
Dilerim yeni gün yeni başlangıçlar getirsin hayatlarınıza.

01 Mart 2014

Çiftleşme Mevsimi

Kasımda başka dedik. Aralıkta karşılık yok dedik. Ocak başında rakı eşliğinde ağladık. Şubatta bayramını kutladık.

İşte Mart geldi. Kedilerin sürekli d'amlarda karşılıklı miyavlamalarının mevsimi geldi sonunda.

28 Şubat 2014

Öpücük

Kimi defalarca güzel öpüşlerin balından nasiplendi, kimi ilk öpüşle yetindi ve unutamadı, kimisi de öpücük nedir bilmedi.


Her yaşta öpücüklerin yörüngeleri ve tadı değişti.

20 Şubat 2014

Karasevda

Hastalıklı aşk, eskilerin tabiriyle "Marazi aşk", "Takıntılı aşk", "Patolojik aşk" veya "Narsisistik (bencil) aşk" diye de adlandırılır.
Burada aşık ilişkiyi bir benlik mücadelesine dönüştürür. Onun için maşuk benliğini besleyen bir nesnedir. O olmazsa yaşayamaz, o olmazsa mutlu olamaz, o olmazsa kendini güçlü hissedemez.
Bu korku ve tutku aşıkın samimiyetini bozar. Ya her şeyi alttan alan, her şeye acı çektiği halde katlanan ya da karşısındakini aşırı kontrol eden, bunaltan bir kişi haline gelir.
Karşısındaki için çok şey yaptığını zanneder, ama asıl gayesi benliğini kurtarmaktır.
Hani ilahi aşkla mecazi aşk arasındaki fark nedir diye sorulur ya işte budur. İlahi aşkta benlik git gide yok olur, mecazi aşkta ise bir balon misali git gide şişer, devasa boyutlara ulaşır.
Doyurulamaz ve tatmin edilemez olur. Birliktelik artık katlanılamaz hâl alır. Maşuk kaçmaya başlar. Her fırsatta kavgalar olur. Defalarca ayrılmalar ve birleşmeler olur. Artık hiç bir zaman eski tad yakalanamaz. Tılsım bozulmuştur bir kere. İlişki kangren olmuştur.
Birinden birini kesip atmanız gerekir. Yani en büyük çare ayrılıktır.