Bu Blogda Ara

16 Nisan 2011

Haydar Hodja'dan

Merhaba Haydar Bey,
Ben onyedi yaşında bir genç kızım.
Geçenlerde Facebok'tan bir erkek arkadaş edindim.
Onu çok seviyorum, konuştuk beni ailesi ile tanıştıracakmış.
Dün evlerine gittim, evde hiç kimse yoktu. Neredeler diye sorduğumda birazdan gelirler dedi.
Bunun üzerine odasına geçtik, bana ve kendisine Coca Cola getirdi, kolalarımızı içtik.
İçtikten sonra erkek arkadaşım uykuya daldı.
Sayın Haydar Hocam, Boyfriendimin hastalığı nedir acaba?


Haydar Hoca'nın Cevabı:
Kızım annen seni kesin Kadir Gecesinde doğurmuş, dua et kolalar karışmış, yoksa sen şimdi bir genç kız değil, kadın olmuştun.
Belki de karnını da şişirtecek bir nesneyi de içine komuştu, anneliğe hazır mısın?

15 Nisan 2011

Abriba Kukuriku Pofof

Benim sende çekip alamadığım, alıp da gidemediğim, kimseye diyemediğim nefes alan bir yanım var.
Ya al götür kalanımı, ya da gel tamamla eksik kalan tarafımı.


Yap boz oynamayı seven çocuklar büyüyünce sevgili yapıp hayal bozuyor. Durup dururken ayrıldıysa senden, hayatta durup duraksadığın içindir.


Üç şey seçtiler Cennetten çıkarmak için :
1. Kelimeler
2. Aşk
3. Annelik duygusu
Kelimeleri Adem aldı, Annelik duygusu Havva'ya kaldı ... Ama Aşk çok ağırdı, ikisi de taşıyamadılar.

12 Nisan 2011

Nisan Karı

İklim hakikaten değişiyor ... Dört yıl önce diyorlardı da inanmıyorduk, bugün bunu da duyduk.


Hadise-i şerifimiz Türkiye'nin Antep Vilayetinden vukua avdet eylemekte. Telefon eden ve Antep'te ikamet eden müşteri Antep'i karın teslim aldığını söyledi.


Yani bu mevsimde kar yağar mı?
Normalde yağmaz, fakat küresel ısınma Baharın ortasında karı yağdırırmış ...
O kadar söylendi, yazıldı ve çizildi ... Dünya bir derececik daha ısınırsaydı bir daha asla geri dönüşün olamayacağı gazeteler televizyonlar tarafından bas bas bağırta bağırta söylenmedi mi? Söylendi.
Fakat dinleyen kim?


İşte söz dinlenmezse başınıza Nisanın ortasında tepenizin damına kar yağar, sizi bir anda buza çevirtir.


Gerçekten de dinleyen kim?
Götünün altındaki arabayı her gittiği ve sürttüğü yerde altından eksik etmeyen dallama ve şıllıklar mı dinleyecekti?
Yoksa bir ünlü gördü mü hemen Cep Telefonuna sarılıp resim çekme yarışına girerken birbirlerini birer kaşık suda boğacak şekilde boğazlarına sarılan günümüz gençliği mi?
Daha Türkçe okuma yazma ve konuşma istidadına haiz olmayan kişiler nasıl dinlesinler?


Alın size Nisanın Ortasında Kar Fırtınası


Tepe tepe kullanın, kartopu oynayın, kardan adam yapın, biraz da üşüyün :-))


Resimler için de İnokta Basın'a teşekürler.
Tarih : 12 Nisan 2011
Yer : Antep

08 Nisan 2011

İbne Çarşı

Çarşının Pislikleri Başlıklı yazı tefrikamın bilmem kaçıncı kısmına hoş geldiniz :-))
Bugün de size şu içinde bulunduğum fakat bunun için çok büyük pişmanlık duyduğum pislikler kaynağı olan çarşıda adam olmaya muktedir olamamış dükkancıların yaptıklarından bahsedeceğim.

Bizim çarşı esnafı iş yaptırırken güvenmez, hırsızlık mı yapıyoruz diye de sorar ...
Yanlış anlaşılma olmasın sakın, başta beklenmesi sorun değil, aceledir bekler. Fakat beklerken konuşma ve hitap şekli FALSE.

Hırsızlıktan başlayalım: Madem hırsızız neden bize getiriyorsun? Bizim çarşıda esnaflar arası güven esastır, eğer bu güveni sağlayamadıysak bunca yıldır, getirme olsun bitsin, en azından baş ağrısı olmaz.

Ağız bozukluğundan devam edelim: Mafyaysan mafyalığını bil, kendine hitap edilmesini istemediğin şekillerde başkalarına hitap etme. Yoksa deveden büyük fil var, gelir çeker pataklar vurur.

Para kesmekle bitirelim: Sana iş yapan ustanın parasını kesme, ya da fazla gelecekse işçiliğin ne kadar olduğunu baştan bir zahmet sor. Yoksa bu dünyada olsun ahirette olsun azap çekersin.

Ey esnaf olmadan dükkan açan esnaflıktan habersiz adamlar!
Yaşınızı başınızı almış adamsınız. Ama eminim üç yaşındaki çocuk bile sizden çok daha akıllıdır.
Kısacası, topunuzu toplasak ancak yarım adam edebilirsiniz.
Daha da kısası:

!!!Hepiniz GÖTsünüz!!!

06 Nisan 2011

Eski İle Şimdi

ESKİDEN
Çember çevrilir, Su musluktan içilir, Ağaçlara tırmanılırdı.
Bebekler bezden, Silahlar tahtadan, Resimler kömür karasından yapılırdı.
Kızlara ninelerinin, erkeklere dedelerinin isimleri konulur, Saatli Maarif okunurdu.
Komşuda pişen bize bizde pişen komşuya düşerdi.
Geceler ayaz, Sokaklar karanlık, Yıldızlar parlak olurdu.
Turşu, salça, mantı evde yapılır, Karpuz kuyuda soğutulurdu.
Erik ağacının çiçeği, Pencere camımıza yaslanır, Güz yaprakları bahçemize düşerdi.
Kardan adam yapılır, Evlerde soba yakılır, Kış gecelerinde masal anlatılırdı.
Merdiven çıkılır, Aidat ödenmez, Yönetici seçilmezdi.
Evler badanalı, Sokaklar lambasız, Mahalleler bekçili olurdu.
Ajans radyodan dinlenir, Çizgi roman okunur, Defterlere kenar süsü yapılırdı.
Hayat, Arkası yarın gibiydi, Kesintisizdi.
Her gün yaşanacak bir şey vardı.
Herkes kendi düşünü kurar, Kendi hayatını oynardı

ŞİMDİ
Şimdi, Herkes Yoğun, Yorgun Ve Tek başına...