Bu Blogda Ara

01 Şubat 2010

Cama Vuran Yağmur

Şubat Başı ...
Dünden beri ısrarla kavgalı olan ve Gündüz vakti Güneşin arabuluculuğuyla kavgalarını askıya alan Lodos ve Poyraz müsabakasından galip çıkan Sağanak Yağmur oldu Akşam vakti :-))

Gerçi Meteor bas bariton bağırıyor ki Kar'a esir kalmayın, kanatlarınız takıp Hav'a uçun ya da kalplerinizde Den'izi bulun, alın ellerinize birer bardak Sütlü Sıcak Çaklıt, yanına da birer Donut, geçin pencere kenarına, iğne gibi camlara vuran Yağmur'u temaşa eyleyin :-)
Taa ki canınız sıkılıncaya kadar.
İster tek başınıza olsun ister arkadaşlarınızla hiç fark etmez, belki bu yazdığım Arap'a burya -Nah- park etmezse bile sabahın köründen gecelerin birer yarılarına kadar çalışıyor da olsanız, bu çalışma sonunda gün bitimi uykusuz ve bitkin kalsanız, yolculuklarınız sırasında Devletin Banli Treninde içleriniz de geçse, veya tam tersi mesaileriniz günlerinizin çok küçük bir kısmını da kapsasa ve tembel tembel kaya üstünde bomboş da otursanız, kendinize sadece birer Yarım Saat ayırın ve bu dediğim şeyi yapın ... Emin olun hayata bakış açınız dahi değişebilir, çünkü Çarşı Kanunu serttir, bir anda çocuklarınız çarşıda da verebilir, yeter ki dışardan konulmasın bahçelerinize :-)

Haa, bu yağmurların bir iyilikleri varsa o da yazın su sıkıntısı çekmiyicez demektir. Yeter ki kışın yağmuru bol görüp de mevcud suyu israf etmiyelim.

Bir İhtar:
Yarın akşam Kar Bastırıcak, Baritonmıycak veya Tenmiyorucak :-) Aman dikkatlı ve tedbirli olun, benden yazması, başkaları kışabilir, ama ben yazarım, kışmam :-))
Bu sefer size bir şarkı armağan etmek içimden geldi:
Dinlemek için Lütfen Tıklayın:

Yağmur
----
Önüm arkam sağım solum sobe
Korkarım ki bu defa saklanamadın
İçimde kalmadı desem yalan
Gözünün ortasına patlatamadım

İçim dışım herşeyimken
Özüm sözüm sevgilimken
Neden neden neden hiç anlamıyorum
Ve sanırım senden nefret ediyorum

Yağmur sen de vurup durma şu cama
Onu görmek istemiyorum artık
Onu sevmek istemiyorum artık
Yağmur sen de vurup durma şu cama

Uyu uyu uyu biraz büyü
Sayende bozuldu aramızda büyü
Yazık bana yazık ne körmüşüm
Geceleri seni düşümde görmüşüm

İçim dışım herşeyimken
Özüm sözüm sevgilimken
Neden neden neden hiç anlamıyorum
Ve sanırım senden nefret ediyorum

Yağmur sen de vurup durma şu cama
Onu görmek istemiyorum artık
Onu sevmek istemiyorum artık
Yağmur sen de vurup durma şu cama
----
Ceynur
Aşk Yağmur Ve Çikolata (2009)

31 Ocak 2010

Yağmur

Bu benim belki de bilmem kaçıncı yağmurlu yazım, ama yine de bıkmıyorum. Kaldı ki elbet yağıcak, Şubat'a giricez yarın :-) Hava Durumu Şubat'ta zaten bir soğuk haliyle gelicek, gelmezse olmaz.

Aslinda yağmur iyi oluyor biliyor musunuz?
En azından Alış Veriş Merkezlerine tıkılmak için bahane :-)
Bu arada yerdeki karlar da kalktı -mı abaca?- Dağları saymıyorum.
Yine de şu hava biraz istikrarlı dursa çok daha iyi olucak kanımca. İnşallah bu gelicek olan İkinci Soğuk Dalgasında Grip falan olmayız, zaten daha yeni atlattım, kaldıramam bir daha ...

Aman siz de dikkat edin, terleyip de üşütmeyin, bir de Limon'u sofralarınızdan sakın ola eksik etmeyin. Benden söylemesi, ilaçlardan daha faydalı ... Tüm dertlere deva, hastalara şifa, sağlığa da ekıstıra, sulu olursa daha da iyi olur. Emin olun, Supradin + Bekozim + Kalsum Sandoz + Bilumum Vitamin İlaçları'nın Toplamından fazladır Bir Adet Limonun muhteviyatındaki Ce Vitamini ...

Kışın Zürefanın Düş Günü'nde beyaz giyen adamın sözünü dinleyin.
Ya da burdan yüzbinlerce kilometre uzaklardaki bir diktatörün tam konuşmasına başlıycakken bir anda hapşıran ve en öndekinden başlıyarak beş sıra boyunca orda mevcud bulunan insanatın kurşuna dizilmesine sebep olan ve ancak beşinci sıradan sorna hapşırdığını itiraf edip diktatörün de "Çok Yaşa!" dediği az muhterem çok şeyveren zat-ı şahanenin içinde bulunduğu vaziyet-i rezilliyeye düşmeyin :-)


30 Ocak 2010

Cümle Kuramıyan İnsanlar Aşık Olamazlar

Genel anlamda okuyanlar ve yazanlar bilirler, Kitap ve Yazı hatta Blog Dünyası apayrı bir dünyadır. Bazen bir kitap okuyarak normalde Okulda öğretilmiyen bir konuyu bir anda her kapsamlarıyla anlamaya muktedir ve muvaffak kılar insanı.

Ben sözcüklerin büyüsünün peşinden giderim.
Çünkü hayatın sözcükler üzerinden yaşandığına, sözcüklerin de hayatı anlamlı kıldıklarına inanrırım. Onun için size de tavsiyem hayatınızı kayda geçirin :-)
Belki sizlerin içinde büyük birer Edebiyat Dehası vardır, kim bilir?
Onun için fazla değil, Günde On Dakka, alın ellerinize birer Kağıt ve Kalem, içlerinizden geldiği gibi yazın, konular ne olursa olsun fark etmez.
Gazetelerde okuduğunuz yazılardan da kopya çekebilirsiniz, günün tarihi konusunda bir yorum katma fikriniz de olabilebilir.
Önemli olan karşınızdaki okuyucuyu okurken sıkmıycak, hoşça vakit geçirticek.

Bugün benim bu dünyaya adım atışımın Altıncı Yıl Dönümü :-)
Belki benim üzerime vazife değil size öğüt vermek, ama bir gün bir gazetede bu öğüde benzer bir yazı okudum, o günden sorna hayatım değişti. Hatta onu yazan kişi şuanda benim arkadaşım, kendisine burdan kocaman bir teşekkür etmek istiyorum, eğer okuyorsa elbette :-)

26 Ocak 2010

Televizyon

Biz aslinda çok eski arkadaşız. Bugün küsücek bile olsak ertesi gün hemen Barış Çıbıhlarını tüttürücek kadar da samimi :-)
Son zamanlarda kendisini aldattığımı zannetmiş. Bak baak ... Belki eskisi kadar sıkı fıkı olmıyabiliriz, yıllar boyu küs de kalabiliriz, hatta en kötüsü birbirmizi dahi aldatabiliriz, ama ne olursa olsun şu anda birbirmizden boşanmış dahi olsak birlikte şimdiye kadar geçirdiğimiz ve ilerde geçiriceğimiz müstakbel güzel günleri nasıl fırlatıp bir kenara atar da birbirmizin özel günlerini kutlamamazlık edebiliriz?

Bir gün zaman içinde bir yolculuğa çıkıcak olursak eğer, mutlaka herhangi bir durağında birbirimizle karşılaşma şansımız çok yüksek ... İşte asıl o vuslat zamanlarında Gözlerimiz Dolar Kulaklarımız Mark Burunlarımız Frank Dudaklarımız Sterlin Ellerimiz Ruble Ayaklarımız da Liret mi olur?
Yoksa karşılıklı birer hata yapıp hiç görünmeden içlerimizi sızlatıp sanki iki yabancıymış gibi geçip gider miyiz birbirmizin yüzüne dahi bakmadan?
Ya da tüm bunlardan başka hiç ayrılmamış ve tüm hayatlar hiç yaşanmamış hatta kaybolan yıllarımız hiç olmamış gibi sıfırdan ve yeniden başlatabilir miyiz bizim eskilerde kalan ilişkimizi ve beraberliğimizi?

Evet Sevgili Televizyon, bugün Seksen Dördüncü Yaşına giriyorsun :-))
Kanallarınla, Studiolarınla, Reklamlarınla, Dizilerinle, Filimlerinle, Belgesellerinle, Müzüklerinle, Haberlerinle, Regülatörlerinle, Antenlerinle, Kulelerinle
Hayatımızın hiç bir döneminde bizden eksik olmanı istemiyoruz :-)
İyi ki doğdun, iyi ki varsın ve tabi ki iyi ki de hayatımızdasın, nice 84 yaşlara.

Burda bir teşekür de sayın John Logie Baird'e, icad ettiği için.
Pek çoğunuz bilmiyor olabilirsiniz, ama kendisi Televizyon'un babası ve mucidi, sizin sayenizde ben de öğrenmiş oldum :-)

24 Ocak 2010

Özlem

Dünkü dondurmalar belki sahiplerini bulduar ama hınzırlık da bende belki :-)
Dünkü karla manzara-i temaşalarımı görenler mevcud mu onu dahi bilmiyorum ama yine de yazıp koyuyorum işte ...


Bugün size bir sürprüzüm var, resimdeki şekilde görüldüğü cihetle uzun sayılabilicek bir zaman sorna geçici de olsa özlemim nihayete erişti :-)
Şuanda çok mutluyum, hem de inanılmıyacak kadar :-))

Çünkü, şimdi sıkı durun:
Burası KINALIADA !!!


Şaşırmayın sakın, resimler gerçek, ben çılgın, deniz hırçın, vapor da baygın :-)
Maceraların ayrıntıları Tatil Blogumda, tüm resimler de Facebok'umda.

Fakat bir ayrıntı bir konu benim ziyadesiyle dikkatımı çekti:
Tüm yaz boyunca her Cumartesi geldiğim Adada bugüne kadar bir "Hoşgeldin" deyip de karşılıyan bir tek Allahın Kulu bile çıkmadı :-((
Demek ki neymiş?
Ne varsa adanın yerlilerinde ve yazın değil kışın varmış.
Benden bir "Hoşgeldin"i ısrarla esirgiyen herkese tek lafım yok artıkım, bu da böyle biline!