Bu Blogda Ara

19 Nisan 2018

Dünya Yokken O Vardı

Dünya altı günde yaratılmadan çok daha önceleri birçok medeniyetlerin ve gök cisimlerinin de yukarıdaki tarafından yaratılmış olduğu hakikât-i şerifi bugün bir kez daha yüzümüze Osmanlı İmparatorluğu Tokadı gibi çarpmıştır.
Çünkü efenim bundan yaklaşık on yıl önce dünyaya yaklaşık seksenüç ton ağırlığında bir göktaşı çarpmış, çarpışmanın ve atmosferin etkisiyle alev almış ve parçaları da Sudan'da bulunan Nubyan Çölü'ne düşmüştür.
Fransız bilim adamları işbu parçalar üzerinde bir sürü elmaslar bulmuşlar ve inceledikten sonra dünyanın günümüze kadar bilinen tarihini değiştirecek sonuçlara ulaşmışlardır.


İşbu göktaşında bulunan elmasların dev bir basıncın sonucu olarak oluştuğu ve bunun da dörtbuçukmilyar yıl önce kaybolan bir gezegende mümkün olduğu ortaya çıkmıştır.
İşbu elmas-ı şerifler mâlum gezegenin var olduğuna dair en büyük kanıt-ı şerif olarak kaydedilmiştir.
Bu gezegen de "Proto-Gezegen" olarak adlandırılıyor.
Güneş Sistemi'nde var olan diğer gezegenlerin de on adet proto gezegenin çarpışmalarıyla ortaya çıktığı var sayılıyor.
0530

18 Nisan 2018

Kocası Torunu Yaşında

Genelde dünyada erkeklerin yaşlıyken kadınların gençken evlenmelerine alışkınız.
O kadar ki altmış yaşındaki erkeğin yirmi yaşındaki kadını kendisine eş olarak seçmesi pek mantıklı olmasa dâhi biraz olsun makûldür.
Ama şimdi sıra dışı bir vaziyet-i izdivaç haberimiz var.


 Efenim geçenlerde Amerika'nın Tennessee vilâyetinde yaşayan, üstelik altı adet de torun sâhibi olan Almeda Errell, oğlunun cenazesinde tanıştığı kendisinden elliüç yaş genç olan Gary Hardwick'e aşık olup evlenivermiş.
Daha da ilginci damat gelinin en genç torunundan bile üç yaş daha gençmiş.
Aşkını ailesine bir türlü kanıtlayamayan Almeda Hanım'ın sosyâl mediada paylaştıklarını kırkdokuzbin takipçi tarafından ilgiyle izleniyor.
İşbu çiçeği burunlarında olan çiftimiz kendi resimlerinin bulunduğu kupa ve kâlemlerin satışına da başlıyor.
Hadi gelin bu çılgın çiftimize mutluluklar dileyelim, Gök Tanrı Tengri bir yastıkta kocatsın.

Yok Böyle Uçuş

Uçak yolculuğu her ne kadar çok rahat ve kolay gibi görünse bile bazen öyle tuhaflıklar vukua avdet eyliyor ki inanması çok güç hadise-i şerifler olabilebiliyor.
Alt tarafı bir saatlik bir uçuş bile işbu hadise-i ihmâliye yüzünden aksayınca uçakla aynı anda kalkan bir otobüs uçağın gitmesi gereken yere uçaktan çok daha önce erişebiliyor.
Her ne kadar havacılıkta kuralların kanla yazılmış olduğu hakikât-i şerifi mevcutsa bile vaziyet-i umumiyenin meydana getirdiği şeraitin de hâl çaresine bakmak gerektiği de ortadadır.
Tamam sefere geç kaldın ama üçbeş saatçik fazla mesaiden bir zarar gelir mi onu de bana?


Efenim haber-i şerifimize mevzu olan uçuş sabahın altısında Kahramanmaraş'tan Ankara istikâmetine hareket etmesi gereken TK-7131 sefer sayılı TC-SCK kuyruk tescilli Lâcivert Kuyruklumuzun başına gelmiş.
Önce uçağın kapusu arızalanmış, tabi yolcular indirilmiş. Bu işin bitmesi beş saati bulmuş.
Tekrar yolcuları uçağa almışlar, ancak bu sefer de mürettebatın mesailerinin dolduğunu söylemişler.
Bunun üzerine yolcular iki saat boyunca polisler eşliğinde kavga etmişler. Kavgadan sonra bir kısmını başka havalimanlarına bir kısmını da hotellere göndermişler.
Uçağımız ise akşamleyin Ankara'ya dönmüş.

Şirinlik Abidesi

Dün sizlerle hatırlarsanız Karamel Sincap'tan bahsetmişti ben.
Her yeni doğan canlı Gök Tanrı Tengri'nin kullarından umutlu olduğunun kanıtıdır.
Bazen bazı canlılarda üreme istenilen veya beklenen düzeyde olmaz ama.
Bir de çölün ortasında kutup ayısına rastlamak vardır ki bu hepsinden en kötüsüdür.


İşbu gördüğümüz bebek kutup ayısı İngiltere'de yirmibeş yıldan beri dünyaya gözlerini açan ilk kutup ayısı, kendisi henüz dört aylık ve erkek.
Parkta kendi kendine yuvarlanarak oynayan bücürün sevimli hâllerini gören vatandaşlar kutupların üstün yırtıcısı olacağına inanmakta zorlandıklarını belirtmişler.
Gök Tanrı Tengri kendisine uzun ömürler ihsân eylesin.

Geçmişi Özlüyoruz

Yaşadığımız günümüz şartları aslına bakarsanız o kadar da iyi değil.
Hadi bilgisayar neyse de akıllı telefonlar çıktı çıkalı insanlarla iki çene çalamaz oluverdik.
Çünkü üçbeş arkadaş bir mekâna gidiyoruz, ama ellerimizde telefon, hemen bir resim çekme ve çektiğimiz resmi sosyâl mediadan paylaşma furyası uzun zamandan beridir almış başını gidiyor.
İşbu yazımda konu olan araştırmayı ne çalışkan Amerikalılar ne de gecelerini gündüzlerine katan İngilizler veya bunların üst kurulu olan İsviçreli bilim adamları yaptı.
İşbu araştırma ve tahliller İsviçreliler kadar çok fazlama çalışkan olmasalar dâhi hâlis mûhlis Türk bilim adamlarının eseridir.
Resimden sonra verileri de paylaşayım tam olsun.


Türkiye Cümhûriyeti'nin araştırmaya konu edilen otuzdört vilâyetinde hâlkın dörtte üçlük gibi ezici bir orandaki vatandaşlarımız "Eskiden insanlar daha mutluydu" diyerek geçmişi özlediğini belirtmiştir. Nedenlerinden birini de yukarıda başlarken açıkladı zaten ben.
Bir o kadar orandaki hâlkımız da boş zamanlarını Akmerkez Zorlu İstinye Park Capitol Tepe Nautilus Akasya Özdilek Park İstanbul Park Forum Bornova Kızılay Zafer Plaza Korupark gibi son yirmibeş yılda mantarlar gibi çoğalan alışveriş merkezlerinde geçirmektelermiş.
Hâlkımızın yarısına yakın bir oran olan yüzde kırkdördü herhangi bir sinemaya gitmemiş, yani bir sinemamızın olduğundan bile haberleri yok.
Ve en acısı da ne biliyor musunuz?
Hâlkımızın üçte biri hiç kitap okumamış veya okumaya zaman bulamamış.


Yerin altı kat altında sefer yapan İstanbul Metrosunda bile görüyorum işbu son en acı olan kesimi, yerin bu kadar altında telefon çekmez ama milletin ellerinde telefon kulaklarında kulaklık ne anladıklarını bir türlü anlamıyor ben.