Bu Blogda Ara

10 Kasım 2013

Dondurma

Gece gece nereden çıktı demeyin. Yaz mevsimini çok özledi ben.
Kaldı ki geçen yaz adam gibi bir dondurma yediğimi de hatırlamıyorum.


Yalnızlık güzel mi? Evet.
Sevgili ister miyiz? Evet.
Bekârlık sultanlık mı? Evet.
Aşk lâzım mı? Evet.
Dengesiz miyiz? Evet.
Aynen devam mı? Buna da Evet.
Tek başıma oturuyorum gece vakti, kafamı sarmış deli sorular, içimi derseniz derin derin düşünceler, sadece son zamanlarda yaşadıklarımı sorguluyor.
Cevap var mı? Hayır. Yani var da, tatmin edici bir cevap yok.


Ne zaman seni göresim gelse aynaya bakıyorum. Nasıl bir iz bırakmışsan artık gözlerimde ... Şimdi sen uzattığın elini tutmayan ele mi dargınsın, yoksa tutmayacak bir ele kendi elini uzattığın için kendine mi kızgınsın? Senin olduğun hiç bir cümlede nokta yok, sen varsan her şeyin ucu açık ve son noktam hep sensin.


Bu hayat essahtan böyle, yaşanan her şey unutulur bir gün ve geriye sadece anılar kalır hafızanda. Bazısına "İyi ki yaşadım" dersin, bazısına neden yaşadığına hayret edersin, bazısına ise yaşadığına pişmanlık duyarsın. Ama yaşamışsındır artık, geriye dönüş yoktur. Ne yazık ki yaşanılanlar değiştirilemiyor, sadece iyi veya kötü anılar bırakıyor hafızanda. Sen ise sadece ve sadece önüne bakmak zorundasın, hayat geç kalmayı affetmiyor çünkü.

07 Kasım 2013

Kiminle?

Bu seferki sözümü hiç dallandırıp budaklandırmadan yazacağım, sanırım çok da kısa olacak:


Facebok'ta bulunan profil resimlerine bakarak kendilerine arkadaş seçen kendilerini bey sanan zat-ı az muhteremlere sözüm:


Onunla olmaz, bununla olur, şununla belki olur belki olmaz falan filan feşmekân derken siz kendiniz bir zahmet aynaya baksanız bakalım, asıl sizle olmaz.

01 Kasım 2013

Gitmek Mi Zor, Kalmak Mı?

Bitmesi gereken, ama bitmesini benim asla istemediğim öykü bitti =(((


Burası benim kalbimin mezarlığı, içinde yatanların sayısı aslında hiç belli değil.
Artık sizleri burada, bu resmini gördüğünüz yerde bekleyeceğim.
Belki aklınıza gelirim de beni konuk etmeye cesaretiniz olur.
 
 
Giden gittiği yerde mutlu olması lâzım ki gittiği yerden geri dönmeye hiç niyeti yok.
Sağlık olsun, ne yapayım yani, nasıl geri getirebilirim?

Kasım'da Aşk Başkadır Mı?

Her yıl Kasım'da aşkın başka olduğuna dair geyikler yazılır.
Ben aşkın Kasım'da bulunabileceğine emin değilim. Bulabilseydim bugüne kadar beşyüz sefer bulurdum. Karar verdim, bende şans falan hak getire ...


Geçen yıl da demiştim, Kasım'da aşkın başka olduğunu iddia ederken Aralık'ta da bulamayıp sonra da Ocak başında rakı içerken bulmayın kendinizi.


Bence Kasım'da aşkı arayacağınıza yaz boyunca giymediğiniz montlarınızdaki ceplerinizde para arayın, çünkü bulma ihtimâliniz çok ama çok daha yüksek.
Tavsiye ederim, çok başarılı.

Kasım'da Aşk Başkadır

Hakikaten de öyle midir?
Ben hiç sanmıyorum. Yine başlayacaksınız bu geyiğin boynuzunu uzatmaya.
Belki de olmayacak duaya "Amin!" diyeceksiniz.
Belki de bir "Öküz" tarafından yeni baştan terk edileceksiniz.
Sonra bunlar başlarınıza geldiğinde "Ocak Başında Rakı" muhabbetine girmenizi istemem bu yıl da.


Kasım'da başka olduğunu sandığınız aşk Aralık'sız olarak devam ederse Ocak başında kendinizi kaybettiğinizde lıkır lıkır Rakı içerken bulabilirsiniz.
Hiç merak etmeyin ama, mutlaka size eşlik edecek bir zavallıyı nasıl olsa bulursunuz.
Birbirinize içlerinizdeki sıkıntıları iyice bir döker, sonra da onu kullanılmış ve sümüklerinizle kirletilmiş bir Selpak Mendil gibi terk edip gidersiniz.
 
 
Ben sizi bilmez miyim sanki?
Bir parçacık aşktan anlasaydınız zaten sizi sevenleri üzmemeye çalışırdınız.
Kalp kırmanın çok kolay olduğunu çok iyi biliyorsunuz değil mi?
 Ama o kırdığınız kalbin içinde taşınanın ne olduğunu nereden bileceksiniz?
Onun için ben ne söylesem, ne yazsam boş. Ha tahtaya veya duvara söylemişim ha size, hiç ama hiç fark etmez.


Neyse, siz kendinizi çok da fazlama üzmeyin. Çünkü sizin geleceğiniz için daima üzülen ve merak eden birileri mutlaka vardır, ama onlar sizin sadece arkadaşınızdır. Sizi sevemezler ve sizden ümit bekleyemezler.
Siz kendiniz dalganızı geçin de, nasıl olsa canınız sıkıldığında veya yalnız bırakıldığınızda ya da başınıza bir saksı düştüğünde ararsınız veya sorarsınız.
Bu aramanız da onlar için bir teselli olur ara sıra bile olsa.


Hayat tabi sizin hayatınız, sizin için sizi sevenler nedirler ki? Kim olabiliyorlar ki onlar? Duyguları var mı?
Sizin tabi onların varlıklarından ve özel günlerinden ziyade çok ama çok daha önemli işleriniz vardır.
Birileriyle toplantılara gidecek ve orada birilerini bulmaya çabalayacaksınız.
Bulabileceğiniz ise sadece bir kaç küçük teselli belki, ya sonrası ne olacak?


Geride bıraktıklarınız ise sadece ağızlarını Poyraz'a açıp bakmakla kendilerini teselli etmekle yetinecekler.
Bu teselli sayesinde de birer "Issız İnsan" olacaklar.
Siz de yarattığınız bu eserlerle eminim gurur duyacaksınız.
Hade şimdi geçmişlerde kalın ve günümüze gelmeyin sakın!
Çünkü gelseniz bile o gelmeniz eskisi gibi olmayacaktır.