Bu Blogda Ara

03 Ağustos 2011

Altında Rekor Mu Var

Altının en üstün seviyelere eriştiğini bugün gördüm ya artıkım içim çok ama çok rahat :-))
Netekim resimde de göreceğiniz şekilde tarihinin en yüksek seviyesinde.
Allahtan boşanma sırasında altın takma töreni yok gelenek ve göreneklerimizin arasında :-))
Evlenen çiftler köşeyi döndü, ama davetliler iyice köşede kaldılar ...
Bunu ben değil, kenkilerimden birisi yazmış Facebokta :-))


Bu resim bugün saat 11:30 civarlarında çekildi.
Hatta Çeyrek Altının 152 olması da ayrı bir konu ... Bu durumda Cumhuriyet Altını size oldu mu 608 Milyon?
Şimdi bu şartlarda otur dükkanda da iş bekle, belki ustana bir dolar daha kazandırırsın :-))
Ekomoni Israrla Tıkırında.

02 Ağustos 2011

Evlilik

Ay walla gerçekten bıktım bu mevzuattan, beni öyle bir baydı ki, ama ısrarla karşıma ısıta ısıta çıkıyor.
Şimdi de Hüseyin Avni Danyal altıncı kez evlenmiş, Allah mes'ud eylesin, ama kalkmış "Otuzbeşinden önceki evlilikler geçerli sayılmasın ve evlenme yaşı otuzbeşe yükselsin" diye beyanat vermiş.
Bir de meclise yasa teklifi sunucakmış işbu mevzuat-ı hususiye hakkında zat-ı şahaneleri.
Çünkü otuzbeş yaşından sonra insanlarda bir olgunluk hasıl oluyor, bunu herkes biliyor.

Her ne kadar bu beyanat san'at camiasını böldüyse bile bendeniz "Geç evlilik doğru" diyen Saba Tümer, "Pişman olan çok" diyen Vatan Şaşmaz, "Hata yapıyorlar" diyen Yeşim Salkım ve "Yirmide evlenmeyin" diyen Seren Serengil ile birlikte "Genelleme olmaz" diyen Pınar Altuğ, "Yaşla ilgisi yok" diyen Tamer Karadağlı ve "Neden şimdi" diyen Sibel Barış'a karşıyım.

Ha, şimdi burda sapla samanı ayırmalıyım, karşı olduklarım kişiler de doğru bir şeyler söylüyor. Ama hayatın tüm zevklerini çıkarmadan ve sanki aceleleri varmış gibi daha askere bile gitmeden evlenenlere de pek sağlıklı bakamam. Çünkü gerçekten gençlik yaşlarımızda çok ani kararlar verebiliyorlar. Sonra da pişmanlıklar başlayınca soluğu mahkemede alıyorlar. Evlilik sanki çocuk oluncağıymış gibi, olmaz da yürütemezsek boşanırız mantığı, boşanınca eski eş, eski kaynana, eski kayınbaba, eski kayınbirader, eski bacanak, eski baldız, eski görümce gibi ünvanlar çıkıyor.
Gelelim zurnanın zartladığı bir yere:
Bir insanın eski annesi, eski babası ve eski oğlu veya eski kızı olur mu?
Biz bir kere evlenebiliceğini gördük, nasıl insanın eski oğlu olamazsa eski babası olamaz, kaynanaya anne, kayınpedere baba demeyi öğrendik, işte böyle.
Bu da boşanmanın sonucu işte ...
Ben iyi ki Hüseyin Bey'in söylediği yaşa henüz erişemediğim için evlilik hadisesi geçmedi başımdan. Evlenmediğim için de boşanmadım tabi ...
Ya evlenmeyi ister miyim?
Açıkçası şimdilik hayır, ama hayat karşıma neler çıkartır bilmem.
Kısacası altı bilinmeyenli denklem.

20 Temmuz 2011

Sıcaklar

Bir kaç zamandır hava inanılmaz derecede sıcak.
Malum yaz mevsimindeyiz.
Fakat ne kadar buz gibi soğuk su içsem dahi serinleyemiyorum.
Sıcak su da içmeyi beceremiyorum, resmen idrar içmişim gibiye benziyor.
Sizce bunun çaresi var mı?
Yoksa kışa kadar beklemeli miyim?
Kışın da başka türlü, bu sefer de soğukla mücadele.
Anlaşıldı, ben havalarla yaptığım ve yapacağım savaşlardan hiç birisini kazanamayacam :-((
Çünkü her şey üstüme üstüme geliyor.
Bir şey değil, zaten beyin denen nesne-i şerif erimekte, iyice eriyecek diye de korkmuyor değilim.

19 Temmuz 2011

Fenerbahçe

Bugün Dünya Fenerbahçelilier Günü.
Ama nedense içimden kutlamak gelmiyor, gelemiyor.
Sebep malum, son zamanlarda sürekli konuşulan şike davası. Belki bu konuda hiç bir yazı yazmadım, ve sanırım çok önemli bir hadise olmadığı sürece de yazmayacağım. Bir süredir devam eden soruşturmanın bendeki açılımı göya Fenerbahçe'nin bu yıl eze eze kazandığı bu en anlamlı şampiyonluğa gölge düşürmek.
Hani gerçekten şike olsa bir şey demiyecem ama olay artıkım Fenerbahçe düşmanlığından çıktı, resmen Fenerbahçe nefreti çıkartıyor ortaya.
Tamam, suçlanıyor olabiliriz, ama suçluluğumuz kanıtlanmadı henüz.
Kaldı ki, bu şike dalgasına Trabzon ve Beşiktaş da dahil oldular, Galatasaray'ın da katılmayacağını hiç kimse garanti edemez. Bkz : 1993 ve 2006 sezonları ve o sezonların son haftalarında yaşananlar.
Eğer Fenerbahçe şikeciyse ve Türk Fotbolu gerçekten temizlenecekse biz Fenerbahçeliler olarak Bank Asya Ligine gitmemezlik etmeyiz, en azından Anadolu'nun ücra köşelerindeki nisbeten küçük takımlar bir Saraçoğlu Stadı görsünler, taraftar görsünler, hasılat görsünler. Türkiye Cumhuriyerinde hiç bir müsabaka herhangi bir Anadolu takımının Fenerbahçe ile oynayacağı müsabaka kadar rating toplamaz, bu zaten ilk günden beri bilinen bir gerçektir.
Fakat şike yapılmasın ve diğer herkese ibret olsun diye Fenerbahçe günah keçisi olarak seçildiyse ve amaçları Galatasaray'ın geçen yılki başarısızlığına kılıf uydurmaksa, 1993 ve 2006 yıllarında Galatasaray'ın yaptığı neydi?
Bilmeyenler için küçük bir hatırlatma, bu iki "Şaibeli sezon"da da başkanlık zamanında tek bir kötü laf dahi söyleyemeyeceğim "Adnan Polat" Futbol Şube Sorumlusuydu.
Kısacası, şike konusunda Fenerbahçe suçlu ise Galatasaray da suçlu, Beşiktaş da suçlu, hatta diğer takımların da bu işte parmakları var.
Çünkü, "İddaa" çıktı, mertlik bozuldu. İşin içine para denen nesne girince ve herkes de kesesini doldurması gerektiği için kaz gelecek yerden tavuk esirgenmedi, ve olaylar bugüne geldi.
Bugün ise ligi ne zaman başlatalım diye federasyon kafa patlatıyor.
Süper Kupa mücadelesi de bilinemeyen bir tarihe ertelendi zaten.

Sonuç olarak tek bir şey söyleyebilirim:
"Fenerbahçe'nin büyüklüğü ne şampiyonluk ne de kupa büyüklüğüdür. Bu büyüklüğün adı ancak AŞK olabilir, ki bu aşkın da tarifi yoktur."
Hep birlikte bu kötü lekeyi temizleyeceğiz ve bu kara günleri atlatacağız.
Herkes kendini büyük zanneder, ama FENERBAHÇE En Büyüktür, bu da böyle biline!

18 Temmuz 2011

Altımdaki Rekor Üstüme Çıktı

Bugün Altın Gerçekten Üstün Oldu

85.80

Tarhin en yüksek seviyesinde.
Yüksel bakalım nereye kadar yükseleceksin?
Her ne kadar ekomoni yazamıyorsam da ara sıra değdiriyorum ama galiba ekonomi yazarlıklarına geri dönücem gibi bir his doğdu içime kendimi sanki uçuyorum sanacağım :-))

Yalnızlığım sona erdi bugün, yine başladık çarşının pislikleriyle ağız kukusu çekmeye ... Hay ben böyle çarşının içine edeyim, ama büyük bir kap dolusu edeyim.
(Anladınız onu siz)

Bana şans dileyin ki şu çile günlerimi atlatayım en kısa zaman zarfında, artıkım nefretim en üst seviyelere ulaştı, yeter artık. Bağırmak istiyorum ama sesim duyulmuyor, ama elden başka ne gelir?