Bu Blogda Ara

27 Eylül 2014

Takım Elbise

Millet essahtan çıldırmış olmalı.
Benim bildiğim takım elbise erkeklere özgedir, kadınlarda çok sırıtıyor.
Azınlık için bir şey demiyorum ama essahtan bir baneliousluk var bu işin içinde.


Ya içinizden biri çıkıp bana söyleyebilir mi bu ne rüküşlük?
Bir de kalkmışlar bunu Paris Moda Haftasında sergiliyorlar ...
Resmen kadınlar kendilerini erkekleştirmeye başlamışlar.


Alın işte başka bir rüküşlük örneği, ama biraz daha mı usturuplu mudur nedir?
Üzerindeki palto olmasa sanki pijamayla sokağa çıkmış.
Ha, eğer burada pijama defilesi yapılıyorsa ona diyebilecek sözüm yok tabi ki.


Alın size başka bir pijama çeşidi, resmen zürafaya benzemiş.
Yakın zaman zarfında sokağa pijamayla çıkmak moda olursa şaşırmaz ben zaten.


Gelgelelim buradaki askeri ceket vaziyeti ve güzelliği hâttâ havasını bile kurtarmış.


Alın size başka bir takım örneği, hiç kravat kadına olur mu? Hem de eteğin ve paltonun renk ve deseninde.

Polka Dot

Bu yıl belki de noktalı modeller de moda olacak, çünkü bakıyorum paylaşımlara bunlar da çıkıyor. Burada size küçük de olsa biraz örnek verecek ben.


Önce bir elbise ile başlıyoruz, etek boyu burada görülmese dahi ziyadesiyle havalı olduğu gözden kaçmıyor.
Lâcivert üzerine beyaz noktalar ve belin dar hatları çok güzel bir yöne çevirmiş.


Bu da aslında fantastik bir kare, yüksek belli ve diz boyu etek kendiliğinden kemerli.
Ayrıca üstteki kot gömlek ve gözlük güzelliği tamamlamaya yetmiş.


Burada da beyaz üzerine siyah noktalı bluz resmen insanın içini açıyor, ayrıca kırmızı pantolon çok yakışmış.
Resmen "Üç Harfli Stayl" =)))


Lâcivert üzerine beyaz Polka Dot'larla harika bir görünüm, üstelik de sarışın bir mankenimiz başrolde.
Çantayla ve güzelliğiyle tüm bakışları üzerinde çok kolayca toplayabilir.


Burada ise beyaz ceket ve sarı etekle birlikte beyaz üzerine siyah Polka Dot'lar güzel bir uyum yakalamış, sadelik ve asalet akıyor.


Yaz mevsiminden kalma bu resimde ise seksilik ön planda. Mavi üzerine beyaz Polka Dot ve eteğinin bel kemerinin de beyaz olması çok güzel bir tasarım.


Hah, geldik yine hatalara. Hiç siyah elbise altına beyaz ayakkabı giyilir mi?
Ama eğer siyah elbise beyaz Polka Dot'lu ise biraz olsun günü kurtarabilir.


Şu güzel elbiseye hayran kalmamak elde değil ama biraz etek boyu çok mu uzun dersiniz?

Bir Ayakkabı

Bu kez inanmazsınız ayakkaplarına taktı ben.
Hani öyle böyle değil, normâl topuklu olsa neyse de, böylesini göreceğimi hiç ama hiç sanmazdım.
Üstteki palto ve diğer ayrıntıları bu kez geçiyorum ama ayakkabı essahtan tuhafıma gitti.


Bu ayakkaplarıyla yürümek emin olun normâl topuklulardan daha zordur, ama kadın milleti bu, biz yürüyememekten şikâyet ededuralım onlar belki de koşuverirler =)))

Manken Okulu

Hiç bu kadarını beklemezdi ben.
Evet, mankenlik gerçekten ciddi bir müessese, ama ta küçücük çocukluktan başlaması biraz tuhafıma gitmedi dersem yalan söylemiş olurum.
Efenim bu resimler Life Dergisi'nin 1952 yılından kalma bir nüshasından alınma.


Burada küçük kızlara nasıl dik durabilecekleri öğretilmekte.
Dikkât edin, kitaplar kafalarda ve onu düşürmemek için o yaşlarda çok çalışmak zorundalar.


Burada kızlarımız merdiveni kitabımı düşürmeden nasıl inerim idmanındalar.


Bakın öğretmenleri nasıl da onlara yardımcı olmaktalar ...


Minik öğrencilerimiz dışarı çıkmaktalar.


Burada ise bu kadar yoğun çalışmalarının sonucu olarak mı desem, yoksa prova mı yapıyorlar desem bilmiyorum ama defilede nasıl davranmaları gerektiğine dair dersler var.


Defilenin sonunda ise kesin değerlendirmelerini yapıyorlardır birbirlerine.


Şaka bir yana, bu o zamanın küçücük kızları şimdi kesin evlenmiş çoluk çocuğa hâttâ torun torbaya karışmışlardır ama bu sahneleri acaba hatırlıyorlar mıdır?


İşte böyle sevgililer, buradan ben size kısaca anlatmaya çalıştım mankenliğin öyle sıradan kolay bir iş olmadığını.
Resimleri yine Pinterest'ten arakladım, Moppets Charm School - Life Dergisi.

Google

Biraz önce bilgisayara baktığımda öğrendi ben ki bugün sevgili Google'mizin  onaltıncı doğum günü.
Zaman ne kadar çabuk geçiyormuş anlamadık, giden sadece zaman olsaydı neyse, giden gençliğimiz ve hayatımızmış.
İnanmazsınız şimdi ama şu yazdıklarımı bile Google sayesinde okuyabiliyorsunuz, çünkü Blogger ve Blogspot adlı Web-Site'nin mülkiyeti de Google'ye ait.


Haydi şimdi pastadaki mumları üfleyin.
Google o zamanlar Stanford Ünüversütesinde talebe olan Larry Page ve Sergei Brin tarafından aslında 4 Eylül 1998 günü bir garajda kuruldu.
Lâkin doğum gününü bugün kutluyor.
Kurulduğu günden bu yana görevi olarak "Dünyadaki bilgiyi düzenlemek ve evrensel olarak ulaşılabilir ve kullanılabilir hâle getirmek" olarak belirleyen Google'nin sloganı ise "Kötü Olma"dır.


Bu da Google'nin kendisi için hazırladığı Doodle =)))
Ayfon ekranından alıntı.
İyi ki doğdun ve iyi ki varsın Google!
Birlikte nice yaşlara ve hayatı ortaklaşa kaydetmeye var mısın?
Benim cevabım eğer Allah Baba bana ömür verirse "Neden Olmasın?" olacak.