Bu Blogda Ara

19 Mayıs 2011

Ondokuz Törenleri

Off ki ne offf :-((
Aslinda bugün bayram, hem de büyük bir bayram :-))
Ama ben hala dükkanda el-alemin götünü sevindirmekle meşgulüm :-((
Sanki mesai sonrası yapacaklarım için izin almak zorundaymışım gibi, normal şartlarda mesai saatim doldu, hala dükkandayım ama :-((
-Sözüm ona akşama tiyatrom var, ama yetişemeyeceğim galiba-

Sevinsinler garibanlar, gün gelecek hepsiyle hesaplaşacağım, ve bu hesaplaşmam çok ağır ve derin olacak.
Nice Ondokuz Mayıslar, Yirmiüç Nisanlar, Bir Mayıslar, Büyük Perşembeler, Doğuşumlar, hepsinin intikamları ayrı ayrı alınacaklar.
Biliyorsunuz intikam soğuk yenen bir yemektir. Ben de soğutuyorum işte :-))

Netekim saat bayağı geç kaldı, yetişemiyorum :-((
Affet beni hocam, sözümü tutamadım.

15 Mayıs 2011

Tiyatro Hayatın Aynası

Belki bu başlığı daha önce de kullandım, belki de klişeleşmiş bir laf, ama bu yıl sahneye koyduğumuz hikayenin ana fikrini ortaya çıkarınca adını biraz değiştirmek lazım gerektiği aklıma geldi:
"Yalancının Mumu Yatsıya Kadar Yanar"
Eminim ki izleyince göreceksiniz, bir elektrik kesintisi bir insanın hayatının akışını hangi taraflara sürüklediği ve aslinda yalanlarla kurulu bir gecenin nasıl kabusa dönüşebileceğini ...
Hayat aslinda çok acımasızdır, önce sınavını yapar, sonra dersini verir.
Sınavda başarı sağlayamazsan dersini öyle ağır veriyor ki, anlıyorsan bile çok geç kalmış sayılıyorsun ne yazık ki :-((

Meraklısına Önerim:
Temsillerimiz Altan Erbulak Sahnesinde, 16 - 18 - 19 ve 21 Mayıs akşamları saatler 21:00'i gösterirken.
Bizi yalnız bırakmayacağınızı umar ve gelen herkese iyi eğlenceler dilerim :-))

Gördüğünüzde ne demek istediğimi anlayacaksınız, şimdilik fazlama açıklama yapmayacağım.

11 Mayıs 2011

Karanlıkta Komedi

Çok heyecanlıyım şu anda ... Son defa perdeleri kapattığım günden beri tam otuzaltı ay artı yirmi gün geçmiş, takvime ve günlüğüme bakınca gördüm :-((
Hani rahmetli Basmacızade Yakup Efendi (Հակոբ Պասմաճեան)'ye portre resmimle hayat verdiğim dişimin ağrısından suflede ve perdede çuvalladığım Yunus Emre'deki Galadan beri :-((


Bu yıl da mutfaktan elektriğin kesilmesi sonucu ev sahibinin hayatını kökünden değiştirecek olayların meydana geldiği bir hikaye çıktı.
Kolay değil tabi ... Zamanında bir tesadüf eseri ve sırf zevk için başlamama ve ilk başlarda fazlama önem vermememe rağmen geçen zaman sonrasında hayatımda olmazsa eksikliğini içimde hissettiğim bir şey benim için ... Şimdi ise kocaman bir tutku :-))
Hani derler, ki doğru da derler, sahnenin tozunu bir defa yutarsan o yuttuğun tozu kolay kolay temizleyemezsin, ara sıra varlığını unutsan dahi çok zaman kendisinin var olduğunu ve içinde yaşadığını bir şekilde hatırlatır.
Emin olun son on günü çok yoğun olmakla birlikte uzun zamandır yapmakta olduğumuz prova ve çalışmalarımızın sonucunu az sonra göreceğiz ... Aynen yıl boyunca Öğrenci Seçme Sınavı veya Yatay Geçiş Sınavı ya da Lisans Yerleştirme Sınavlarına hazırlanırken okullarımızda ve artıkım eğitimin olmazsa olmazı dershanelerde çalıştığımız dersler gibiydi, veya lig sonunda şampiyonluğa uzanırken kazandığımız müsabakalar gibi, her şeyi geçmişiz, kupanın bir sapını tutmuşuz fakat ikincisini de tutabilmek için kazanılması gereken son bir müsabaka daha var oynanacak.


Gerçekten olgun adam sütle bala bakmakla doyar, mideye indirmesine gerek yok. Ben de bununla yetiniyorum :-)
Bu akşam bazı canavar komşular bekliyorduk, telefon ettiler gelemeyeceklermiş ... Sonra da başımıza bu münasebetsiz iş geldi, elektrikler kesildi karanlıkta kaldık :-((
Sade ama basit değil. Dahiane ama cafcaflı değil ... Tek ama nefis, daha fazlasını görürsem şaşırırım. Fikrimi sorarsanız şeytan zorlamış bunu yapmaya, kul ne yapsın? Ayrıca unutmayın ki kul kusur işler Tanrı bağışlar :-)
Sonra çamur çikolatadan, çikolata da çamurdan birbirine benzer, çünkü ikisi de kahverengidir.
Sonuç olarak seni çok özledim, görmeden edemedim, şu son otuzyedi ayda hep seni düşündüm. Senden ayrılmak zorunda kalmakla ne kadar büyük bir hata yaptığımı anladım. Sekiz yıldır beraberiz, birbirimizi eski bir gazete gibi fırlatıp atamayız.
Fakat sen de az içten pazarlıklı değilmişsin, madem beni sevmiyordun bıkmıştın, neden geri döndün bana?


Şimdi bu yılki ilk gösteri için son onbeş dakka.
Fakat ben ne yazık ki varmam gereken yere henüz varamadım :-((
Bütün münasebetsizlikler tepemde, hangi tarafa saldırsam yolum ters gitmekte, ne yapacağımı da bilmiyorum, bakalım bu tersliklerle dolu akşam nasıl bitecek?
Ben olumlu olmasını istiyorum ama ya batacağız ya da çıkacağız.
Karanlıkta Komedi'yi oynuyoruz ya, ben de yolda gelirken karanlıkta kaldım ...
Hade bana ve arkadaşlarıma bol şanslar ve başarılar. Hepinizi çok seviyorum.

08 Mayıs 2011

Sözler Yüzünden Kararsız Kaldım

Çok hızlı yaşarsın, "Acele giden ecele gider" derler.
Yavaş yaşarsın, "Ölü toprağı serpilmiş gibisin" derler.
Orta halli yaşarsın, "Monotonsun" derler.
Gülersin, "Ne bok yemeye gülüyor bu deli gibi" derler.
Ağlarsın, "Bunalım mı takılıyorsun" veya "Damar takılalım mı?" derler.
Susar dinlersin, "Dilini mi yuttun?" derler.
Konuşursun, "Sus bir artık" veya "Konuşma Lan" derler.
Çalışırsın, "Amele" veya "Paraya mı ihtiyacın var?" derler.
Yatarsın, "Beleşçi" veya "Yata yata götün göbeğin büyüdü" derler.

Kısacası derler de derler...
İnsanı candan ederler, sonra anlarsın ki gelmiyor artık geriye geçen günler.

Ona buna kulak vermeye bir son ver,
Yoksa onun bunun lafına baktı böyle oldu derler.

Sözler Yüzünden Kararsız Kaldım

Çok hızlı yaşarsın, "Yavaş git" derler.
Yavaş yaşarsın, "Ölü gibisin" derler.
Orta halli yaşarsın, "Monotonsun" derler.
Gülersin, "Ne bok yemeye gülüyor bu deli gibi" derler.
Ağlarsın, "Bunalım" derler.
Susar dinlersin, "Dilini mi yuttun?" derler.
Konuşursun, "Sus bir artık" veya "Konuşma Lan" derler.
Çalışırsın, "Amele" derler.
Yatarsın, "Beleşçi" derler.

Kısacası derler de derler...
İnsanı candan ederler, sonra anlarsın ki gelmiyor artık geriye geçen günler.

Ona buna kulak vermeye bir son ver, 
Yoksa onun bunun lafına baktı böyle oldu derler.